ALTIN
DOLAR
EURO
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Nurten Öztürk: Tutku olmazsa başaramazsınız

14.07.2021
1.812
A+
A-
Nurten Öztürk: Tutku olmazsa başaramazsınız

Yaşantısına onlarca başarı sığdırmış bir kadının dolu dizgin başarı hikayesini, Golden Palm Okurları ile aktarmanın mutluluğu içerisindeyiz. OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk ile dünyanın birçok noktasında gündem ve örnek proje olan ‘’Temiz Tuvalet’’ kampanyasından, başarı merdivenlerini tırmanmasına ve özel hayatına dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

  • Türkiye’nin ilk milli akaryakıt şirketini kurdunuz. OPET’in kuruluş hikayesinden bahseder misiniz?

Eşim Fikret Öztürk ile öğretmenliğe devam ettiğimiz yıllarda farklı şehirlere atanınca eşim benim bulunduğum şehre gelip ticaret denemesi yapmak istedi ve eşim madeni yağ ticaretine başladı. Ben öğretmenliğe devam ettim. O dönem üçüncü çocuğumuz olmuştu ve ben çocuğa bakacak uygun birini bulamadığımdan iki yıl görevimden ayrılmak zorunda kaldım. Tekrar öğretmenliğe geri dönmek istediğimde eşim birlikte çalışmayı teklif etti, böylece ticaret hayatının içine girmiş oldum. Fakat 80’li yıllardan bahsediyoruz, madeni yağ işi tamamen erkeklerin çalıştığı bir sektördü.  Benim için zor, bilmediğim bir alandı. Kısa zamanda öğrendim ve kadın duyarlılığı ile yaptığımız işi diğerlerinden farklı kılacak geliştirmeler yaptım. İşimi çok sevdim, benim bu sektöre girişimi ‘Kadınların akaryakıt ve madeni yağ sektörüne ısınması’ olarak tanımlayabiliriz. Biz Mersin’de, 10 yıl içinde Türkiye’nin en büyük madeni yağ ve akaryakıt distribütörü olduk. Bu 10 yıl birlikte başarıya ulaşmamızın ilk adımıydı. Diğer yandan bir kadının akaryakıt ve madeni yağ sektörüne farklılık katabileceğinin de en güzel örneğidir.

  • OPET kurulduktan çok kısa bir sürede büyük başarılar elde etti. Başarınızın sırrı nedir?

Kuruluşumuzdan bu yana bir taraftan alt yapı yatırımlarına ağırlık verirken bir taraftan da yenilikçi ve vizyoner olmaya çalıştık. Bu ülkenin markası olduğumuzu asla unutmadık ve adımlarımızı ona göre attık. İşimizi sadece akaryakıt satmak olarak düşünmedik. Sosyal sorumluluk projeleri geliştirip uygulayarak, sadece markamız için değil sektörümüz ve hatta ülkemiz için kaldıraç etkisi yarattık. Koç Topluluğu ortaklığıyla gücümüze güç kattık. Ancak bizi başarıya ulaştıran en büyük özelliğimiz insanı merkezine alan fayda ve ihtiyaç odaklı iş yapış tarzımız. Türkiye’de akaryakıt dağıtım sektöründe tüketicinin ilk tercihi olma temel hedef ve prensibiyle insanların ihtiyaçlarına kulak veriyor, bu doğrultuda hizmet sunuyoruz. Sadece hizmet sunmakla kalmıyor, sosyal sorumluluk anlayışı ile toplumumuzun nelere ihtiyaç duyduğunu araştırıyor, bu doğrultuda projeler geliştiriyoruz. Bu anlayışımız sayesinde uzun yıllardır müşterimizin en sevdiği markalar arasında yer alıyoruz.   

  • Akaryakıt dağıtımı sektörüne baktığımızda çalışanlarda erkek egemenliği görüyoruz. Kadınlara fırsat eşitliği sunmak ve her sektörde çalışabileceklerini göstermek adına başlattığınız ‘OPET Kadın Gücü Projesi’ hakkında bilgi verir misiniz?

Kadın Gücü projemiz; kadın güçlü olursa toplumun güçlü olacağına, kadınların hayatın her alanında aktif olmaları durumunda ülkemizin kalkınmasının çok daha hızlı olacağına olan inancımızdan doğdu. Yönetim Kurulu Üyemiz Filiz Öztürk’ün öncülüğünde devam eden projemizin temel amacı kadınların çalışma hayatının her alanında fırsat eşitliği ilkesi çerçevesinde başarıyla var olabileceğini göstermek, bu konuda farkındalık oluşturmak, kadın istihdamı konusunda Türkiye’de köklü bir değişim yaratmak. Projenin başladığı 2018 yılının Mayıs ayında istasyonlarımızda yaklaşık 1541 kadın istihdam ediyorduk. Yaklaşık 3 yıl gibi bir sürede istasyonlarımızdaki kadın çalışan sayısı 3 bine yaklaşıyor. Projenin başlangıcından bu yana istasyonlarımızda çalışan kadın oranında yüzde 75 artış kaydettik. Şu anda Türkiye’nin 77 ilinde kadın akaryakıt satış yetkilisi istihdam ediyoruz.

  • İş dünyasında kadın yönetici olarak kadınların iş hayatındaki yeri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce kadın erkek eşitliği sağlanacak mı?

Bu soruya bir diğer görevim olan TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı olarak cevap vermek isterim. Biz kurul olarak misyonumuzu: ‘Ülkemizdeki kadın girişimci potansiyelini nicelik ve nitelik bakımından geliştirmek ve daha donanımlı hale getirmek, girişimcilik kültürünün kadınlar arasında gelişmesine öncülük etmek’ olarak belirledik.

Amacımız ülke geneline yayacağımız eğitimlerle kadınlara birçok alanda eğitim vermek ve kadınları her alanda desteklemek. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) iş birliğinde hazırlanan “81 ilde Türkiye’nin Cinsiyet Eşitliği Karnesi” sonuçları itibariyle, ülke olarak bazı noktalarda harekete geçmenin kaçınılmazlığını bizlere gösterdi. Açıklanan rapor sonuçlarına göre Türkiye’nin en eşitlikçi ili Muğla olurken, Muğla’yı sırasıyla İzmir, Yalova, İstanbul, Kırklareli, Çanakkale, Sinop, Tunceli, Aydın ve Balıkesir illeri takip ediyor. 81 ilde faaliyet gösteren Kadın Girişimciler Kurulu Başkanlarım ve üyeleri ile karnedeki notları nasıl düzeltebiliriz, kadın temsiliyetini istenilen seviyeye ulaştırabiliriz diye çalışmalara başladık.

Tüm iller kadının üretime daha fazla katılması, üniversiteler iş birliği ile eğitimler verilmesi, kadın istihdam eden şirketlerin ödüllendirilmesi, kooperatifleşme, Cinsiyet Eşitliği farkındalık programı gibi birçok konuda projeler geliştirdi. İnanıyorum ki 2 yıl sonra karne tekrardan hazırlansa tüm illerin durumlarında büyük gelişmeler olur.

Pandeminin kadınları daha fazla ve daha olumsuz etkilediği maalesef bir gerçek. Salgın döneminde evden çalışmanın ve ev içinde geçirilen zamanın artmasıyla, kadınlar ve kız çocuklarının üzerindeki bakım yükümlülükleri ve ev işlerine harcanan zamanın arttı. Kadınlar ve kız çocukları aynı zamanda artan oranda aile içi şiddetle mücadele etmek zorunda kaldı.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) raporuna göre Kovid-19 salgını öncesi cinsiyet eşitsizliğinin 100 yıl içinde son bulması beklenirken, bu hesaplama pandeminin kadınlar üzerindeki negatif etkisiyle 135,6 yıla çıktı. Eşitliğe ulaşılacak sürenin 36 yıl uzaması bir neslin daha cinsiyet eşitliği olan bir dünya göremeyeceği anlamına geliyor. Dünyada kadınların erkekler ile eşit ücrete sahip olması içinse 268 yıl geçmesi gerekiyor.

Pandemi dönemi sonrasında kadınların işgücüne dönmesinde azalma bekleniyor, buna fırsat vermemeliyiz.

  • OPET Temiz Tuvalet projesi fikri nasıl ortaya çıktı?

OPET hijyen ile özdeşleşen bir marka. Projemizin çıkış noktası benim 21 yıl önce havaalanında tanık olduğum bir olay. Havaalanı’nda tuvalet kabinine giren iki turist kadından birisi ‘Çok pis’ dedi, diğeri de ‘İğrenç Türkler’ cümlesini kurdu. Neden bizim için böyle konuşuyorsunuz diye sormak niyetindeydim ancak kapı açılıp tuvaletin halini görünce hiçbir şey söyleyemedim. Başımı önüme eğdim ve seyahatim boyunca bunun nasıl çözülebileceğini düşündüm. Döndükten sonra şirketin ilk yönetim kurulu toplantısında da istasyonlardaki en büyük sorunun tuvaletler olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine ‘Temiz Tuvalet Kampanyası’nı başlatmaya karar verdim. Bu proje, bizim temiz ve sağlıklı bir toplum yaratma mücadelemiz. OPET istasyonlarının tuvaletlerinden başlayan “Temiz Tuvalet Kampanyası”  21 yıldır aralıksız devam ediyor. Projeye başlarken tuvalet temizliği ve hijyenini Türkiye geneline yaymayı amaçladık. Temiz Tuvalet Kampanyası Türkiye’nin gündemine “tuvalet temizliği ve hijyen” konularını getirerek, ülkede bu konuda bir bilinç oluşmasına katkıda bulunuyor. Zamanla projeyi, tüm yurda yaydık ve OPET istasyonlarında, sadece standart kurumsal görüntü ve hizmet kalitesi ile değil, temizlik ve hijyene verdiğimiz önemle de farklılığını vurgulayarak, bunu kalıcı hale getirdik. Tüm Türkiye’deki kamu kuruluşlarında, hastanelerde, okullarda ve talep gelen tüm kuruluşlarda eğitimler veriyoruz. 21 yıldan bu yana Türkiye’nin her yerini dolaşıyoruz. Pandemiyle geçirdiğimiz bu zor günler, mekan-insan ilişkisinin bulaşta ne kadar önemli olduğunu ve hijyenin her ortam için ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bu dönemde toplum sağlığı için özellikle sağlık ve hijyene odaklanarak bu alanda sürdürdüğümüz çalışmaları ileriye taşıdık. Hijyen; güvenli temizlik yaratılmış, sağlıklı ortamdır ve büyük-küçük tüm toplu yaşam alanlarında işyeri ve çalışanı güvenliği açısından ilk öncelikli konu olmalıdır. Bu bakış açımızla salgın döneminde de fark yarattık ve Temiz Tuvalet Kampanyamızla yine ön plana çıktık. Hijyen konusu başkaları için yeni olabilir ancak bizim için hep “normaldi”. OPET’in geçtiğimiz yıllara yaşanan daha küçük boyuttaki salgınlarda “öpüşmeye, tokalaşmaya mola” “ Sevmek Korumaktır” sloganları ile başlattığı kampanyaları da mevcut. Markamız var oldukça bu konudaki çalışmalarımız da devam edecek.     

  • Eşiniz Fikret Öztürk ve sizin asıl mesleğiniz öğretmenlik. Kaç yıl öğretmenlik yaptınız?

Ben 13 yıl, Fikret Bey ise 9 yıl öğretmenlik yaptı.

  • İş insanı olmanın yanında aslında bir eğitmensiniz. Bir eğitimci olarak günümüz eğitim sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Pandemi döneminde özellikle teknolojik fırsat eşitsizliği ön plana çıkan temel sorunlardan biri oldu. Eğitime on-line olarak ulaşan çocuklarımız ise hiç alışmadıkları bir biçimde eğitim almaya devam ettiler. Diğer yandan öğretmenlerimiz de bu dönemde olağanüstü gayret gösterdi. Ancak aşılanma süreciyle birlikte bizler de üzerimize düşeni yaparak tedbiri elden bırakmazsak çocuklarımızın okullarına dönmesi ile bu açığın kısa sürede toparlanacağını düşünüyorum.

  • Ticarete atıldıktan sonra öğretmenliğe geri dönmek istediniz mi?

Öğretmenlik benim karakterimin önemli bir parçası, öğrendiklerimi insanlarla paylaşmayı çok seviyorum. Her zaman altını çiziyorum eğitim olmazsa olmaz. İş hayatımda da her aşamada öğretmenlik birikimimi kullanıyorum. Tüm konularda “tüme varım, tümden gelim” prensibini benimsemem, olayları anlatırken en basite indirgeyerek anlaşılır hale getirişim, yüksek görev ve sorumluluk anlayışım, ülkeme ve ülke insanına sevdam, öğretmenlik geçmişimden… Öğretmenliğe geri dönmedik fiziken ama eğitime yatırım yapmayı her daim sürdürdük. 4 ilkokul, 1 ortaokul, 2 Anadolu Lisesi ve çok sayıda kültür merkezi yaptık. Her yıl 300’ün üzerinde öğrenciye ise yüksek öğrenim bursu imkanı tanıdık.

  • Eşiniz ile nasıl tanıştınız?

Üniversite birinci sınıfta tanıştık. Bir an önce evlenebilmek için çok çalıştık. Okulumuz kredi usulüydü ve her dersin bir kredi değeri vardı, 100 krediyi dolduran mezun oluyordu biz de erken mezun olduk. 68 kuşağıydık ve olayların çok yoğun olduğu bir dönemdi. Hemen görev yapamadık çünkü bizim zamanımıza kadar, bizim gibi erken mezun olan öğrenci olmadığından hemen diplomamızı vermediler. Diplomamızı daha sonra almak kaydıyla evlendik. Eşimin farklı, benim farklı özelliklerim var. Eksiklerimizi tamamladık ve güzel bir bütün olduk. Bu anlamda biz kadın erkek dayanışmasının en güzel örneğiyiz. Bir işe gireceğimizde her boyutuyla, kıyasıya tartışırız. Güçlü olduğumuz alanlarda birbirimizi serbest bırakır, arkadan destek oluruz. Tabii ki sevgi, saygı, hoşgörü her tür ilişkide gerekiyor. Bu üçlüyü ailenize sokamamışsanız o ailenin devam etmesi çok zor. Hem ikili ilişkilerde hem geniş aile boyutunda, son söylenmesi gereken şeyi söylememeye çalıştık. Birimiz kızıp tepki gösterdiyse diğerimiz sustuk. O yatıştıktan sonra böyle olsa daha iyi olurdu dedik. Birbirimizi ezmeye çalışmadık. Karı koca çalışmak zordur. Herkes başaramaz. Ama bunlar olduğunda o birliktelik güzel şeylerin doğmasını sağlıyor.

  • Üç çocuğunuz var. Onların kariyer planlamasında yönlendirmeniz oldu mu? Yoksa tercihi kendilerine mi bıraktınız?

Üç çocuğum, dört torunum var. Biz çocuklarımıza sürekli yaptığımız işin içinde olacaksınız dedik. Onlar da farklı denemeler ve tecrübeler edindikten sonra kendi işlerinin yanı sıra  şu anda OPET’te ve ÖZTÜRKLER Holding’de aktif yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorlar. 

Çocuklarımız da bize benziyor; üçü de sorumlu, çalışkan ve vizyoner.  

  •  Hem iş hayatınız hem özel yaşamınızda pek çok kişinin örnek aldığı birisiniz. Peki sizin var mı?

Benim hayatımda üç erkek çok önemli. İlki babam, Köy Enstitüsü mezunu bir köy öğretmeniydi. Babam hep bana “Doğu’ya gideceksin oradaki çocukların daha çok eğitime ihtiyacı var “derdi, babamı her zaman kendime rehber aldım.  İdolüm ise Mustafa Kemal  Atatürk oldu. İleri görüşlülüğüyle, vizyoner ve adil bakış açısıyla tartışmasız bu yüzyılın, geçmiş ve gelecek kuşakların görüp görebileceği en kıymetli lider ve devlet adamı. Ve son olarak da eşim.  

  • OPET olarak yürüttüğünüz sosyal sorumluluk projeleri büyük önem taşıyor. Yeni projeleriniz var mı? 

Türkiye’de 2000’li yıllardan itibaren öne çıkan kurumsal sosyal sorumluluk projeleri konusunda süreklilik ve tutarlığa odaklanıyoruz. Sosyal sorumluluk alanında; müşterilerimiz, çalışanlarımız ve hissedarlarımızın çevre ve toplum için çalışmalarımızı en etkin ve verimli şekilde sürdürmeyi amaçlıyoruz. Sosyal sorumluluk projelerimizi toplumun sorunlarından yola çıkarak hayata geçiriyoruz ve yerel yönetimler, yöre halkı ve diğer paydaşlarımızla işbirliği yapıyoruz. Ele aldığımız konuları zaman içinde, yeni ihtiyaçlar ortaya çıktıkça güncelliyoruz.  En son projemiz “İşimiz Temiz”. Başkanı olduğum Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) TOBB Kadın Girişimciler Kurulu liderliğinde, Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve OPET işbirliğiyle yürüyen “İşimiz Temiz Projesi” ile hizmet sektöründeki mikro işletmeler için hijyen odaklı eğitim programları oluşturarak tüm Türkiye’de temiz, hijyenik, sağlıklı hizmet sunan işletmelere sahip olmak amaçlanıyor. “İşimiz Temiz Projesi” ile küçük işletmelerin hijyen kapasitelerini artırmak ve müşteri memnuniyetle birlikte gelirlerinin yükselmesi hedefleniyor. Eğitimler sonunda verilecek sertifika ile hijyen normlarının belgelenmesi hedefleniyor. Eğitimlerin tüm Türkiye’de yaygınlaştırılması ve projenin sadece pandemi dönemiyle sınırlı kalmayıp sürdürülebilir olması amaçlanıyor.

  • Pandeminin akaryakıt sektörüne etkileri nelerdir? Sizin bu süreçte attığınız adımlar nelerdir?

Tüm dünya ve ülke olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz. 2019 yılı Mart ayında ilk vakaların açıklandığı günlerde satışlarımız normal devam ederken, sürecin hızlanması, sokağa çıkma konusunda kısıtların gelmesi ve salgının hız kazanması ile satışlarımızda da gerileme başladı ancak normalleşmeyle birlikte satışlar tekrar beklenen düzeye ulaştı. Akaryakıtın zorunlu bir tüketim ürünü olmasının yanı sıra salgınının bulaş riskine karşı bireysel araç kullanımının artmasını da sektörümüzü olumlu etkileyen unsurlar olarak belirtebilirim.  Diğer taraftan akaryakıt istasyonlarının salgın yönetimi ve çalışma rehberine göre düzenlenmesi, önlemler alınması da gündemde olan ve pek çok önemli değişikliği getiren gelişmelerdi.  Biz marka olarak şanslıydık çünkü Temiz Tuvalet Kampanyamızdan gelen alışkanlıklarımızla hijyen konusu bizim için normal rakiplerimiz için ‘yeni normal’ oldu. İstasyonlarımızda salgının ilk günlerinden bu yana başta Koronavirüs (COVID-19) salgını olmak üzere tüm gözle görünmeyen mikrop, bakteri ve virüslere karşı hijyen önerileri içeren ‘Önce Sağlık’ başlıklı posterler asılıyor ve hiyen konusunda doğru adımları içeren bilgilendirici broşürler dağıtılıyor. Öpüşme, tokalaşma ve sarılma gibi toplumsal alışkanlıklardan vazgeçilmesi yönünde uyarılar taşıyan görseller ile hastalıkların yayılmasını önlemek ve korunmak adına tedbir almaya çağrı yapılıyor. OPET ve Sunpet istasyonlarında çeşitli görsel malzemelerle ‘Sevmek Korumaktır- Öpüşmeye/Tokalaşmaya Mola- Sosyal Mesafenizi Koruyun’ mesajları ile alışkanlıklarının önlenerek virüs ve bakterilerin yayılmaması için uyarılarda bulunuluyor. Diğer taraftan istasyonların temizlik ve hijyen standartları her zaman olduğu gibi hassas bir şekilde takip edilirken bu döneme has, İçişleri Bakanlığı’nın genelgesine uygun olarak market içinde sarı bant uygulaması ile sosyal mesafeye uygun bekleme alanları belirleniyor. Market içerisinde bulunabilecek en fazla kişi sayılarını gösteren posterler, sosyal mesafeyi korumak ve belirlemek adına yer stickerı, kasa banko önü kartonet uygulamaları ile market içinde metrekare kapsamına göre bulunacak kişi sayısına da dikkat çekiliyor. Diğer yandan Temiz Tuvalet Kampanyası’nın sensörlü ekipmanları ile OPET müşterilerine istasyonlarda temassız bir deneyim sunulmaya devam ediliyor. OPET Mobil Ödeme uygulaması, otomasyon sistemleri ve banka işbirlikleri ile müşterilere araçtan inmeden temassız bir şekilde ödeme yapabilme imkanı sunuluyor.

Girişimci olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Hayatta zorluklarla mücadele edebilmek, iyi bir birey olabilmek ve iyi bir yere gelmek için en önemli şeyin eğitim olduğuna inanıyorum. Gençlere önerim işi küçümsememeleri, işin büyüğü, küçüğü olmaz. Ne iş yapılırsa yapılsın eğer en iyisini yaparsanız bir yerlere ulaşırsınız. Ve tutku olmazsa asla başarılı olamazsınız. Başarı için her şeyden önce istemek; sevgi, saygı ve hoşgörü üçgeninde kararlı ve tutarlı bir biçimde hareket etmek gerekir. Yaşamın önemli bir diğer parçası mutluluğun ise başkalarından beklenmemesi insanın kendisi tarafından yaratılması ve yaşatılması gerekir.

  1. Nurten Öztürk ile kısa kısa…

En büyük destekçiniz?

Eşim.

Hangi takımlısınız?

Milli takım.

En sevdiğiniz yemek?

Özen ve sevgi ile yapılmış her türlü yemeği severim.

Fobiniz var mı?

Hayır.

Burcunuz nedir?

İkizler.

Hayattaki en büyük pişmanlığınız?

Çok şükür hiçbir pişmanlığım yok.

Röportaj: Samet Aslan

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.