ALTIN
DOLAR
EURO
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Hande Ataizi: Ne zaman birini sevsem korkuyorum

14.07.2021
1.267
A+
A-
Hande Ataizi: Ne zaman birini sevsem korkuyorum

Hayatını deli dolu yaşayan bir çılgın kadın, yaptıkları ile hep gündemde çok mutlu görünse de geçmişte yaşadığı acıları hep yanında. Yaşadığı her şeye rağmen daima güçlü olmayı başardı, son olarak karşımıza Camdaki Kız dizisinde farklı bir karakter ile karşımıza çıktı. Çılgın kadın Hande Ataizi ile Hürriyet gazetesinden Hakan Gence ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.

  • Camdaki Kız çok izleniyor, seviliyor. Sen senaryoyu okuduğunda ilk ne hissettin?

Hikâyenin bütünü beni çok etkiledi. Gülseren (Budayıcıoğlu) Hanım’ın kitaplarını zaten biliyor ve seviyordum. Senaryo da o kadar güzel yazılmıştı ki okuduğumda kamera açılarını bile hayal ettim. Cana da şimdiye kadar canlandırmadığım bir karakterdi.

  • Cana zor bir karakter. Tokat attığın bir sahne vardı. Çekmesi zor muydu?

Aslında benimle çok uyuşmuyor. Ben Cana kadar cool olamam.  Benim sevgilim durum ne olursa olsun asla başka biriyle evlenmesini istemem. Paylaşamam ve onu da vurdumduymaz bir şekilde karşımdakine iletemem. Tam tersi tüketene kadar o ilişkiyi bitiririm. Cana öyle değil tam tersi soğuk, kendi içinde yaşayan benim aslında olmak istediğim gibi bir kadın. Sanki böyle hiç ağlamayacak, hiçbir şey umurunda değilmiş gibi.

İKİNCİ KADIN OLMAYI HİÇBİR ZAMAN KABUL EDEMEM

  • Cana sevgilisinin hayatında ikinci kadın olmayı kabul ediyor. Sen eder miydin?

İkinci kadın olmayı hiçbir zaman kabul edemem. Cana kendini birinci kadın olarak görüyor ama yaptığı hiçbir şeyden mutlu değil. Ne kendi hanesinden ne de sevgilisinden… İçindeki boşluğu bir şeylerle tamamlamaya çalışıyor.

  • Camdaki Kız psikolojik bir hikaye ve son zamanlarda bu tarz hikayelere çok fazla yer veriliyor. Neden sence?

Kurgudan ziyade gerçek hikayeleri dinlemek daha çok ilgi çekiyor. Kendi hayatınla kıyaslıyorsun, yaşadığın hayata şükür ediyorsun ya da bu kadar rahat bir kadın olmak isterdim diyorsun. Gerçek insan hikayeleri her zaman prim yapıyor.

  • Camdaki Kız çok izleniyor, seviliyor. Sen senaryoyu okuduğunda ilk ne hissettin?

Hikâyenin bütünü beni çok etkiledi. Gülseren (Budayıcıoğlu) Hanım’ın kitaplarını zaten biliyor ve seviyordum. Senaryo da o kadar güzel yazılmıştı ki okuduğumda kamera açılarını bile hayal ettim. Cana da şimdiye kadar canlandırmadığım bir karakterdi.

  • Sen mutlu musun peki?

Ben hayatımı mutluluk üzerine kurdum. “Beni mutsuz eden hiçbir şey hayatımda olmamalı” diye düşünüyorum.

  • Dizide Nalan karakterinin, bekâreti simgelediğini düşündüğümüz bir korsesi var. Senin bekâret mevzusuna bakışın ne?

Çağdaş bir ailede yetiştim. Bu konu çok dillendirilmezdi, doktora götürme gibi durumlar yoktu ama hep bir sakınma hali vardı. Günümüzde ilişkiler ayağa düştü, bir anlık bir şey yaşayıp yola devam ediyorlar. İnsanlar duygusuz bir döneme girdi. Ama mutluluk ne özgürlükte ne de tabularda… Bunun dengesini bulup yaşamak gerek.

SPOR BENİM OLMAZSA OLMAZIM

  • Bu kadar güzel ve genç kalmanın sırrı nedir?

Spor yapıyorum. Spor benim olmazsa olmazlarım arasındadır ve hayatım boyunca sporu hayatımdan hiç çıkarmadım. Bir de sağlıklı besleniyorum ve kendime dikkat ediyorum.

  • Seksapaliteni hiç kaybetmemenin sırrı nedir?

Sıkıcı bir hayatımın olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Çok kendim gibiyim ve hayatı dolu dolu yaşıyorum. Halk önünde olan insanlara dayatılan, yapılması ve yapılmaması gereken bir takım klişelere hiç girmedim. Mutlu ve keyifli bir yaşam… Ve kendin gibi olmak çok önemli.

SIKICI BİR HAYATIM OLMADI

  1. Hayat hikayene baktığım zaman hem çok zorluklarla dolu hem de çok pırıltılarla dolu… Çocukluktan başlayarak bu döneme gelene kadar yer yer insanın gözlerini dolduran, yer yer insanı çok heyecanlandıran bir hayat hikayesi. Bir kitap yazıyor olsan Hande’nin hayatına dair. Adını ne koyardın?

Başak burcu bir obsesif olarak kitap yazsam ismini herhalde bir ay düşünürdüm.( Gülüyor)

  • Kitabın türü ne olurdu?

İçten bir kitap olurdu. Trajedileri bile kendi mizah dilimle aktardığım, zaman zaman gözyaşı ile gülümseme arası bir hale getirirdim. Çünkü geçmişte yaşadıklarım ailevi problemlerim, babamı hiç tanımamış olmam bunlara baktığınız zaman trajik bir durum. Küçük bir kızın ileriki hayatını şekillendirecek olumlu olumsuz bir şeyler yaşamışım. Geriye dönüp baktığımda sıkıcı bir hayatım olmadı, hep bir hikayem oldu. Hep sorguladım, merak ettim. Farklı insanlar, yaşamlar her zaman ilgimi çekti. Böyle olunca tabi çok da yerimde durmadım. Hep farklı insanlar, kültürler, değişik düzenler içine karıştığım için bu zamana gelene kadar rengarenk güzel harman oldu aslında.

      BABAMI EN SON GÜLHANE PARKI’NDA GÖRDÜM

  • Öz babanı en son küçükken görmüşsün…

7 yaşına kadar babamı gördüm. En son 7 yaşında Gülhane Parkı’nda gördüm. Finalimiz oldu. Bir de 17 yaşında nüfus cüzdanıyla alakalı bir durum olmuştu. O zaman karşılaştı. Duygu bağı gelişmediği için bir yabancı olarak algıladım. Kardeşimle biz anneciyiz. Anne bizim için çok önemli. Ben yaşamadığım için babayla alakalı mevzular bana uzak geliyor.

  • Annen daha sonra yeniden evleniyor ve üvey baban oluyor. Üvey baban ile aranızdaki ilişki nasıldı?

Evet üvey babam oldu. Üvey de demeyelim aslında bana çok emek veren, çok da düzgün tatlı bir insandı. Fakat hiçbir zaman annemle uyum yakalayamadılar. Mutlu bir evlilikleri olmadı.

  • Üvey baban intihar ediyor. Kan bağın olmamasına rağmen bu seni çok etkiledi mi?

Beni çok yaralayan bir olaydı. Daha 27 yaşındaydım o zaman kardeşim de 17 yaşındaydı. Sonra demek ki “Benim karmam bu bölüme izin vermiyor” dedim. Baba konusunda bu hayatta şanssızım.

  • Bu yaşadıkların ilişkilerine de yansıdı mı?

İlişkilerimi muhakkak etkilemiştir. Ne zaman sevsem, bağlansam hep bir korku, hep bir endişe geldi. Sevdiğin biri kaçıp gidecek duygusu oluşuyor. “Seni dünyaya getiren insanlar bile arkasını dönüp gidebiliyorsa elin adamı neden gitmesin” diye düşünüyorsun elbette.

DÜŞÜŞLERİMDEN MAZOHİST BİR ŞEKİLDE KEYİF ALIYORUM

  • Yaşanan kötü olaylardan sonra çok güzel bir kariyer hikayesi karşılıyor seni. Aslında orada da güçlü ve ayakları yere basan Hande’yi görmeye başlıyoruz.

Savaşçı olduğumu düşünüyorum. Bir insan savaşçı doğar ya da doğmaz. Ben engelleri aşmak, yaşadıklarımı zorluklarla başarmaktan keyif alan bir insanım. Düşüşlerimden de mazohist bir şekilde keyif alıyorum. Diğer türlü hayat çok sıkıcı. 

  • 19 yaşından beri tanınıyorsun. Magazin tarihine damga vuran şeyler yaşadın. Cama da sıkıştın, şemsiyeyle magazincileri de kovaladın. Bir dönem bunları konuşmak istemiyordun. Artık o olaylarla barıştın mı?

19 yaşındaki genç bir kızın yaptığı hatalarla şimdiki hali bir mi? Gelişim sürecine giriyorsun. Herkesin evinde, çocuklarında bir problem var. Benim şanssızlığım bunları göz önünde yaşamam oldu. O anlara geriye dönüp baktığımda gülüyorum. Birtakım şeyler bana çok çocuksu geliyor. Fotoğrafının çekilmesini istemiyorsan kapıdan çıkıp gidersin, damdan atlamaya gerek yok.

YAŞ FARKINI ÖĞRENİNCE MORALİM ÇOK BOZULDU

  • Dinç Aydoğdu’yla iki yıla yakın zamandır birliktesiniz. Spor salonunda tanışmışsınız…

Hayır, Starbucks’ta karşılaştık. Orada hiç konuşmadık ama bakışı kafamda yer etti. Ben boşanalı 1.5 sene olmuştu. Kimseye karşı bir şey hissetmiyordum. Böyle bir enerji görünce arkadaşıma “Bak, bir bakıştan da etkilenebiliyormuşum hâlâ” dedim.

  • Sonra ne oldu?

Bir hafta sonra ortak arkadaşım vesilesiyle yeniden karşıma çıktı. Önce bir-iki görüştük, üçüncü buluşmada derin bir sohbet etme fırsatımız oldu. Gerisi kendiliğinden geldi. Tanıştığımız gün benim için ‘Akmerkez Starbucks günü’ oldu, kayıtlara böyle geçsin kuşum.

  • Aranızda 20 yaş var. Bu farkı ilk duyduğunda ne hissettin?

Moralim bozuldu, çöktüm. Annemle her şeyimi paylaşırım ama ona birkaç ay sonra zor söyledim. “Senden küçük ya da büyük olabilir ama Handecim insan da kendine bir yaş limiti koyar” dedi (gülüyor). Dinç’in ailesi de herhalde çok hoşlanmamıştır. Benim oğlum bana böyle bir şeyle gelse benim de kabul edeceğim bir durum olmaz. Ama zaman geçtikçe ailelerimizin katı duruşlarını bir şekilde bertaraf ettik.

  • Nasıl yaptınız?

Herkesin mutlu olduğunu gördüler. Şimdi Anneler Günü’nde de bayramda da birlikte gidebileceğimiz bir aile ortamı kurduk.

  • Erkekler kendilerinden küçük bir kadınla birlikte olduğu zaman sorun olmuyor fakat kadınlar kendilerinden küçük bir erkekle birlikte olduğu zaman sorun oluyor…

Çoğunluk o yönde. Biz ataerkil bir toplum olduğumuz için bu zamana kadar böyle alışılagelmiş. Genelde erkek maddi manevi anlamda koruyup kollayan, kadın da daha evine hakim olan taraf oluyor. Ben bir birey olarak kendim kazanıp kendi gücümü kendim elde ettim. Benim için yaş kavramı da çok başka. 20 yaz 20 kış ben ondan fazla yaşamışım onun da benden farklı bir jenarasyon olarak farklı artıları var. Eğer iki insan birbirini tamamlayabiliyorsa mutlu olduğun müddetçe zaten. Hangi ilişki öyle değil ki.

  • Dinç Bey ne iş yapıyor?

Spor akademisinden mezun. Ders veriyor.

  • Evlenme teklifi aldın mı?

Evet. Güzel bir teklifti. Biz çok metro kullanıyoruz. Bir gün oğlum Leon ve Dinç markete diye evden çıktılar. Sonra kapı çaldı. Evdeki yardımcım “Siz açın” dedi, açtım. Baktım, metrodaki saksofoncu. Dinç ve Leon’un arkasında saksofon çalıyor. Benim oğlan da Dinç’e “Hadi versene, aile olalım” diyor. Dinç yüzüğü çıkardı. Ben de “Evet” dedim.

  • Neden evlenmediniz peki?

Araya pandemi girdi. Zaten kendi düzenimiz içinde aile gibi yaşıyoruz.

  • Dinç beyin Leon’la arasın nasıl?

Leon’la arası çok iyi. Çok tatlı bir ilişkileri var, çok mutluluk duyuyorum. Çünkü oğlum öncelikli olduğu için benim için çok önemli.

Röportaj: Hakan Gence

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.