ALTIN 1.130,92
DOLAR 18,8271
EURO 20,1609
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 3 °C
Çok Bulutlu

Bir Kadının Gerçek Yaşam Hikayesi ‘Dokunma’ Kitabı

Bir Kadının Gerçek Yaşam Hikayesi ‘Dokunma’ Kitabı

Yazar

Simay Antep’in bir kadının gerçek yaşam hikayesinden yola çıkarak yazdığı ‘Dokunma’ isimli ilk kitabı raflardaki yerini aldı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ‘Dokunma’ kitabını sizler ile buluşturmak istedim.

AC: Sizi tanıyabilir miyiz? Birçok önemli firmalarda yöneticilik yaptıktan sonra edebiyat alanına özellikle de çeviri ve yazıya yönelmeniz nasıl oldu? Bu geçiş sürecini bize biraz anlatır mısınız?

SA: İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Eğitimi bölümünü bitirdikten sonra pazarlama alanında çalışmaya başladım. Kurumsal firmalarda 7-8 yıl yöneticilik yaptıktan sonra beni çağıran başka bir hayat olduğunu hissetmeye başladım. Yabancı dillere ve edebiyata karşı hep ilgim olduğundan ara ara da kitap ve dizi çevirileri yapıyordum.  Sonunda yöneticilikten istifa edip tamamen çeviri ve editörlüğe yöneldim. Bu süreçte kişisel gelişim çalışmaları yapmaya ve günlük tutmaya başladım. Bu vesileyle kendimi daha yakından tanımaya başladım ve isteklerim netleşti. Aylar sonra günlük sayfalarımı okuduğumda bunları yazan ben miyim diye şaşırdım. Yazdıklarım hiç de sıkıcı değildi, aksine bana komik gelmiş, beni eğlendirmişti. Yıllar öncesinde bana çok uzak bir görünen kitap yazma hayalimi gerçekleştirmeye karar verdim.

AC: “Dokunma” ilk kitabınız. Ve gerçek bir hayat hikayesi. Sizi yazmaya yönelten bu hikâye mi oldu? Kitap yazma düşünceniz nasıl oluştu?

SA: Yazmaya karar verdikten sonra yazma teknikleri ile ilgili eğitimler alarak kendimi geliştirdim. Yazma çalışmalarımla spritüal çalışmalarım el ele ilerledi ve birbirini destekledi. Aslında hepimizde var olan yaratıcılıkla nasıl tekrar temas kuracağımı anlamaya başladım. Bu süreçte bol bol da kitap okudum. Hikayeler ve denemeler yazmaya başladım. Bundan kısa bir süre sonra da hayat karşıma kitabımın kahramanı Suna’yı çıkardı. Bana yaşamından bir anekdot anlattığında çok etkilendim. Aslında Suna’yı yıllardır tanıyordum fakat böylesine büyük bir badire atlattığını hiç bilmiyordum. Bir kez daha kol kırılıp yen içinde kalmıştı. Hikayesinden çok etkilendim ve o an aklıma bunu yazma fikri düştü. Ona hikâyenin tamamını benimle ve tüm kadınlarla paylaşır mısın? dedim. Evet dedi.

AC: Bu kitapta okuyucuyu neler bekliyor? Bize biraz başkahraman Suna’dan söz eder misiniz?

SA: Suna zor bir ailede, zor koşullarda büyümüş bir kadın. Büyürken duygusal ihtiyaçları ailesi tarafından karşılanmamış. Daha lise çağındayken çekici bir adamın cazibesine kapılıp onunla tutku dolu bir aşka yelken açıyor. Çocukluğunda karşılanmayan tüm duygusal ihtiyaçları en başta da sevgi ve kabul görme ihtiyacını bu adamda karşıladığını zannediyor. Henüz internetin icat edilmediği 80’li yıllarda Suna tüm saflığıyla ve aşkın da gözünü kör etmesiyle bu tehlikeli aşkın içine kendini hiç düşünmeden bırakıyor. Aşık olduğu adamın gerçek yüzünü zaman içinde görse de, aşkının bedelini yıllar boyunca ağır şekilde ödüyor. Başına inanılması zor olaylar geliyor. Fakat yaşadığı zorluklar Suna’yı güçlendiriyor. Suna hayatın ona sunduğu dersi, hayatın tokadını yiyerek zor yoldan öğreniyor. Bir yandan da doğuştan yüksek bir enerjiye ve mizahi bir yaklaşıma sahip. Kendi trajedilerini zaman zaman tiye alıyor.

Ayben Cumalı

by Ayben CumalıAYBEN’İN KONUKLARIMart 8, 202114116 dakika

Bir Kadının Gerçek Yaşam Hikayesi ‘Dokunma’ Kitabı

https://aybencumali.com/wp-content/uploads/2021/03/Simay-Antep_08.03.2021-1280x962.jpg

Yazar Simay Antep’in bir kadının gerçek yaşam hikayesinden yola çıkarak yazdığı ‘Dokunma’ isimli ilk kitabı raflardaki yerini aldı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ‘Dokunma’ kitabını sizler ile buluşturmak istedim.

AC: Sizi tanıyabilir miyiz? Birçok önemli firmalarda yöneticilik yaptıktan sonra edebiyat alanına özellikle de çeviri ve yazıya yönelmeniz nasıl oldu? Bu geçiş sürecini bize biraz anlatır mısınız?

SA: İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Eğitimi bölümünü bitirdikten sonra pazarlama alanında çalışmaya başladım. Kurumsal firmalarda 7-8 yıl yöneticilik yaptıktan sonra beni çağıran başka bir hayat olduğunu hissetmeye başladım. Yabancı dillere ve edebiyata karşı hep ilgim olduğundan ara ara da kitap ve dizi çevirileri yapıyordum.  Sonunda yöneticilikten istifa edip tamamen çeviri ve editörlüğe yöneldim. Bu süreçte kişisel gelişim çalışmaları yapmaya ve günlük tutmaya başladım. Bu vesileyle kendimi daha yakından tanımaya başladım ve isteklerim netleşti. Aylar sonra günlük sayfalarımı okuduğumda bunları yazan ben miyim diye şaşırdım. Yazdıklarım hiç de sıkıcı değildi, aksine bana komik gelmiş, beni eğlendirmişti. Yıllar öncesinde bana çok uzak bir görünen kitap yazma hayalimi gerçekleştirmeye karar verdim.

AC: “Dokunma” ilk kitabınız. Ve gerçek bir hayat hikayesi. Sizi yazmaya yönelten bu hikâye mi oldu? Kitap yazma düşünceniz nasıl oluştu?

SA: Yazmaya karar verdikten sonra yazma teknikleri ile ilgili eğitimler alarak kendimi geliştirdim. Yazma çalışmalarımla spritüal çalışmalarım el ele ilerledi ve birbirini destekledi. Aslında hepimizde var olan yaratıcılıkla nasıl tekrar temas kuracağımı anlamaya başladım. Bu süreçte bol bol da kitap okudum. Hikayeler ve denemeler yazmaya başladım. Bundan kısa bir süre sonra da hayat karşıma kitabımın kahramanı Suna’yı çıkardı. Bana yaşamından bir anekdot anlattığında çok etkilendim. Aslında Suna’yı yıllardır tanıyordum fakat böylesine büyük bir badire atlattığını hiç bilmiyordum. Bir kez daha kol kırılıp yen içinde kalmıştı. Hikayesinden çok etkilendim ve o an aklıma bunu yazma fikri düştü. Ona hikâyenin tamamını benimle ve tüm kadınlarla paylaşır mısın? dedim. Evet dedi.

AC: Bu kitapta okuyucuyu neler bekliyor? Bize biraz başkahraman Suna’dan söz eder misiniz?

SA: Suna zor bir ailede, zor koşullarda büyümüş bir kadın. Büyürken duygusal ihtiyaçları ailesi tarafından karşılanmamış. Daha lise çağındayken çekici bir adamın cazibesine kapılıp onunla tutku dolu bir aşka yelken açıyor. Çocukluğunda karşılanmayan tüm duygusal ihtiyaçları en başta da sevgi ve kabul görme ihtiyacını bu adamda karşıladığını zannediyor. Henüz internetin icat edilmediği 80’li yıllarda Suna tüm saflığıyla ve aşkın da gözünü kör etmesiyle bu tehlikeli aşkın içine kendini hiç düşünmeden bırakıyor. Aşık olduğu adamın gerçek yüzünü zaman içinde görse de, aşkının bedelini yıllar boyunca ağır şekilde ödüyor. Başına inanılması zor olaylar geliyor. Fakat yaşadığı zorluklar Suna’yı güçlendiriyor. Suna hayatın ona sunduğu dersi, hayatın tokadını yiyerek zor yoldan öğreniyor. Bir yandan da doğuştan yüksek bir enerjiye ve mizahi bir yaklaşıma sahip. Kendi trajedilerini zaman zaman tiye alıyor.

AC: Kadına şiddetin her alanda ortaya çıktığı ve giderek  daha da arttığı bu günlerde okuyucuya vermek istediğiniz ana mesaj nedir?

SA: İnsanın bu dünyaya kendisini, bireysel ve kolektif olarak geliştirmek için geldiğine inanıyorum. Şayet biz okuyup bilincimizi yükselterek derslerimizi öğrenmezsek hayat bize almamız gereken dersleri karşımıza çıkan insanlar ve olaylar vasıtasıyla öğretiyor. Yani burada iki seçenek var ya bilincini uyandırıp kendi üzerinde çalışarak öğreneceksin ya da hayat seni duvarlara çarpa çarpa da olsa öğretecek. Suna ikinci yoldan öğreniyor. Suna’nın yaptığı hataları okurken okurların kendilerini sorgulamasını, kendisine dışarıdan bir gözle bakmasını arzu ediyorum. Çünkü özellikle bizimki gibi gelişmekte olan toplumlarda fiziksel ya da psikolojik şiddet ve tacize uğramayan kadın neredeyse yok. Bazen insan kendi gerçekliğinin ancak bir başkasınınkini okurken benzerlik kurarak farkına varabiliyor. Ben de bu kitap ile bunu sağlamak istedim. Kadınlar kendini iyi tanımalı, duygusal ihtiyaçlarının farkında olmalı ki seçeceği erkeğe “Dokunma”dan önce onun gerçekliğini görebilsin. Hatalar yaptıysa hatalarını da sevsin, Suna gibi asla pes etmesin ve yaşadıklarını dile getirmekten çekinmesin. Pek çok kadın sırf çevresinden utandığı için yaşadığı şiddet veya tacizi gizliyor, mutsuz olduğu halde evlilik veya ilişkisini sürdürüyor.

AC: Bu kitap sizce niçin okunmalıdır?

SA: Her şeyden önce okurken keyif ve ilham almalarını diliyorum. Çünkü Suna her ne kadar hatalar da yapsa aslında hayatta her şey kişinin hayrına oluyor. O asla pes etmiyor ve hatalarından ders çıkarıyor. Hatalarımıza teşekkür edip onları sevmeliyiz. Diğer yandan kadına şiddetin önlemenin en geçerli yolu eğitimdir. Bunun için kadın ve erkeklerin önce farkındalıkla kendini tanıması, duygusal eksikliklerini ve karanlık yanlarını fark etmesi gerekiyor. Bu kitap vesilesiyle bu sorgulamayı yapmalarını arzu ediyorum. Bir kadın şiddet görürse her kadın şiddet görür. Çünkü aslında hepimiz biriz. Kendini iyi tanıyan bir kadın, anne olduğunda kız ve erkek evladını bu bilinçle yetiştirecek. Onlar da büyüdüğünde doğru seçimler yapacak. Fakat toplum bilinci bu seviyeye yükselene dek kadına şiddet konusunu gündemde tutmamız, bu konuda kamuoyu oluşturmamız gerekiyor. Devlet nezdinde cezbedici önlemler alınması açısından da bu çok önemli. Bu konuda erkek, kadın herkese görev düşüyor. Bu farkındalıkla en basitinden sosyal medyayı konuyu gündemde tutmak için kullanabiliriz.

AC: Kitabın satış gelirlerini kadına şiddetle mücadele eden bir sivil toplum örgütüne bağışlamanız çok duyarlı.  Bu tür bağış kitapların devamı gelecek mi?

SA: Bu konuda ilk teklif Suna’dan geldi. Ben telif gelirini kendisiyle paylaşmak istediğimi söylemiştim. Suna ise geliri bağışlamak istediğini söyledi ve birlikte bağışlamaya karar verdik. Madem kadınların kendini eğitmesini istiyoruz, buna olabildiğince maddi katkımızın da olmasını istedik. Özellikle genç kızların kendini iyi eğitmesine katkıda bulunacak bir kuruma destek vermek istiyoruz. Öncelikle hedefimiz kitabın büyük kitlelere ulaşması ki iyi bir bağış toplanabilsin. Kitabın İngilizcesini uluslararası platformda satışa sunmayı da hedefliyorum. Çünkü hepimiz biriz. Aslında hikâyenin devamı da var. Bununla ilgili de Suna ile yavaş yavaş konuşmaya başladık.

AC: Yeni kitap projeleriniz var mı? Okuyucularınızı nasıl eserler bekliyor?

SA: Pandemi döneminde yeni bir kitap yazdım. Şu an tamamlanmak üzere. Yeni kitap, yukarıda bahsettiğim insanın kendini ve içsel engellerini tanıma, hayatta hayallerini gerçekleştirme yolculuğu ile ilgili ezber bozan bilgiler ve teknik uygulamalar içeriyor.

AC: Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl başlayacağını bilmeyenler için önerileriniz var mı?

SA: Öncelikle kendileri üzerlerinde çalışmalarını öneriyorum. Bilgi artık hızlı yayılıyor. 2020 yılıyla birlikte kolektif bilincimizin yükselme hızı arttı. Bu ivmeden faydalanıp kendilerini geliştirmelerini, psişelerini tanımalarını öneririm. Meditasyon gibi pratiklere hayatlarında yer vermelerini önenirim. Çünkü günümüzde bu kadar çok uyaranla, çok hızlı hayatlar yaşarken zihninin tüm gürültüsü arasında içten gelen ilhamın sesini duymak ancak sessizlikte kalarak mümkün olabiliyor. Eğer yazmak isteyip de yazamıyorlarsa onları engelleyen blokajın ne olduğu keşfetmek için kendi içine daha derinden bakmak gerekiyor ki onu bulup arındırabilsinler. Kendi özünü tanımanın çok iyi bir yolu da düzenli yazmak. Yıllardır her sabah aksatmadan ilk iş, zihnim tazeyken yazıyorum. Serbestçe tüm kaygılarımı, şikayetlerimi, korkularımı bırakıyorum kağıda. Böylece gelecek ilhamlar için zihnimde yer açılıyor. Ayrıca eğitimler alıp yazmaya başlasınlar. İnternette ücretsiz eğitimler mevcut. Bol bol yazma egzersizi yaparak zihinlerini yazma cesareti göstermeye ikna edebilirler. Yaratıcılık bir tür kas ve çalıştırdıkça gelişiyor.

REKLAM ALANI
ETİKETLER:
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.