ALTIN 540,47
DOLAR 9,4385
EURO 11,0024
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18 °C
Az Bulutlu

Türkiye’nin lezzet fabrikası: Sev-et Gurme

02.03.2021
246
A+
A-
Türkiye’nin lezzet fabrikası: Sev-et Gurme

LEZZETE ADANAN BİR HAYAT

Üç yıl önce ‘Sevet Gurme’yi hayata geçirmeye karar verdiğinde, babasının ‘İnternetten peynir mi satacaksın’ dediği günleri gülerek anlatıyor Serdar Omaç… Şimdi ise Mersin’den Türkiye’ye açılmış, gözünü dünyaya dikmiş dev bir marka olma yolunda hızla adım atıyor. Çift Altın Marka ödüllü genç girişimci, başarı hikayesini GOLDEN PALM’e anlattı.

Öncelikle sizi tanıyalım. Serdar Omaç kimdir?

1987 Kayseri doğumluyum. Yüksek öğrenimimi Mersin Üniversitesi’nde Dış Ticaret Bölümü’nü bitirerek, Yüksek Lisansımı Toros Üniversitesi’nde Yönetim-Organizasyon alanında tamamladım. Eğitim hayatımın tamamlanmasıyla babamın yöneticisi olduğu et ve gıda şirketinin Mersin Şubesinde çalışmaya başladım. Böylelikle gıda sektörüne girmiş oldum. Burada uzun yıllar muhasebe, pazarlama,   genel idare işlerinin temelini öğrenme fırsatım oldu. Bir taraftan da gurme market oluşturma hedefinin fikir alt yapısını araştırıp, çevre edinmeye çalıştım.

Sevet Gurme’nin ortaya çıkış hikayesinden ve gelişim sürecinden bahseder misiniz?

  Babam ile birlikte şirketin Mersin şubesinde çalışırken, 2016 yılında bağlı bulunduğumuz Holding’in yön.kur.bşk. telkiniyle Akdeniz Bölge distribütörlüğünü oluşturup Sevet Ltd.Şti ‘yi bizzat kendim kurarak; toptan et ve gıda faaliyet gösteren büyük bir firmanın temsilcisi oldum. Bu süreçte ürün dağıtımı yaptığımız işletmeleri sürekli denetleyerek, tüketicilerin tercihlerini araştırdım. 2016-2018 yılları arasında başta büyük şehirle de olmak üzere; gurme market ve perakende sektöründe ki küçük-büyük birçok işletme gezip gözlem yaparak en çok tercih edilen ürünleri, bu ürünleri üreten üreticileri tespit ettim. Sevet Gurme marketi, 2018 yılında Mersin/Mezitli’de açtık. Doğal ve organik ürünlerin satışına başlayıp tüketicilerimizin beğenisine sunduk. Tezgahlarımızda sadece doğal, yöresel ürün bulundurup, ”Fabrikasyon olan hiçbir ürünü satmayacağım” ilkesiyle sağlıklı gıdayı özendiren bir gurme market faaliyeti sürdürdük. Gurme Marketi faaliyete başladıktan yaklaşık 6 ay sonra Mersin’e gurme marketimizi tanıtmak amacıyla sosyal medyada aktif olmaya başladık. Ancak sattığımız özel ve nitelikli ürünlerden dolayı, sosyal medyada ki tüketici kitlesinde Mersin’den çok ulusal marka algısı oluştu. Bu algı sonucunda çok büyük talep gördük. Şehir dışından da siparişler gelmeye başladı. Yerel market faaliyeti için açmış olduğum gurme market, dijital pazara adım atmış oldu. Bir taraftan da sosyal medyada sabit ve bizi sürekli takip eden kitlemiz günden güne artmaya başladı. 4-5 ürünle başladığımız internet satışı, taleplerin artmasıyla yaklaşık 90 farklı ürüne ulaştı. Daha sonra sadece sosyal medyadan sipariş alarak olmayacağını ve tüketicilerimize daha hızlı, güvenli alışveriş yapmaları için sevetgurme.com’u açtım. Bu bize daha kurumsal olduğumuzu ve tüketici gözünde daha güvenli bir firma algısı oluşturmamızı sağladı. Bu algıyı bir yıl gibi kısa bir sürede sağladım. Sosyal medyada ürünlerin tanıtımını ilk başta marketin içinde yapıyorduk. Sonrasında insanların beğeniyle aldıkları bu özel şarküteri ürünlerini, nerede üretildiklerini de görmeleri amacıyla, sosyal medya uzmanı dostum ile üretildikleri şehirlere/köylere gitmeyi ve buralarda ki ürünlere ait üretim anı videoları ile güven duygularını artırmayı planladım. Bu öyle karşılık buldu ki; satışlara yansımasıyla doğru bir karar verdiğimi anladım. Daha önce hiçbir satıcının yapmadığını da ilk defa yapmış oldum. Sadece ülkemizde değil yabancı ülkelerdeki gurme market işletenlerin bile dikkatini çekmeyi başararak, yerel üreticimizin ürettiği ürünlerin tanıtımını dünyaya yapmış oldum. Bu da işin ayrı gurur verici tarafıydı. Öyle ki, bu özel ürünleri çoğu kez ihracat yapma şansını elde ederek, ülkemize yabancı sermaye girişi de sağladık. Azerbaycan ve Bahreyn’de yerleşik bulunan gurme marketlerine, tarafımızdan ürün alımı yapmak isteyen firmaları Mersin’de ağırlayarak ihracat gerçekleştirdik. Bu başarılar Sevet’e 2019 Altın Marka Ödülü’nü, bana ise Yılın Genç Girişimci İş Adamı Ödülü’nü kazandırmıştı. Gıda toptancılığı ile başladığım ticaret hayatımda ilk yılın sonunda Sevet Gurme Market’i kurup; 47 şehir, yüzlerce köy ve yerel üretici gezerek sağlam, kaliteli bir ürün altyapısı oluşturup, bu ürünleri 81 şehirde ki tüketicilerle buluşturdum.

Satmış olduğunuz ürünleri nasıl temin ediyorsunuz? Nelere dikkat ediyorsunuz? Herhangi bir ürün üretmeyi düşünüyor musunuz?

Hiçbir ürünü biz üretmiyoruz. Üretmeyi de düşünmüyorum. Çünkü gıda ürünü üretmek çok büyük bilgi ve beceri isteyen zahmetli bir iş. Ben pazarlama kökenli olduğum için iyi ürünleri bulup tüketiciyle üretici arasında köprü görevi görmeyi seçtim. Aslında sorunun cevabı da burada gizli. Ben şehir şehir üretici gezerken en iyi ve farklı ürünleri bulmayı hedefliyorum. Buluyorum da… Bu ürünlerin iyi olduğuna karşılaştırma yaparak başta ben, sonrasında ise tüketiciler karar veriyor. Bizim için en önemli ölçüt müşterilerimizin bu ürünlere vermiş oldukları olumlu/olumsuz karşılıklardır. Sonrası zaten üreticinin düzenli ve standart ürün üretmesine kalıyor. Eğer kalite ve standartta düşüş olmaz ise hiçbir üründe değişikliğe gitmiyor, sonuna kadar aynı üreticinin ürününü tüketicilerin sofrasına sunuyoruz. Sonuç olarak benim düşüncem, üretici en iyi ürünü üretmek için çabalayacak, bizler ise bu ürünleri en iyi şekilde tüketicilerle buluşturmak için uğraş vereceğiz. Her iki taraf da diğerinin alanına girmemeli diye düşünüyorum.

Türkiye’nin her yerinden sipariş alıyorsunuz. Ürünlerin kargo ile gönderim sürecinde ne gibi sorunlar yaşıyorsunuz ve ürünlerin kalitesini nasıl koruyorsunuz?

2019 yılında 10,000 adet, 2020 yılında da 15,000 adet kargo gönderimi yaptık. Bu sayının bu yıl içinde daha çok artacağını düşünüyorum. Ürün sayısı, müşteri sayısını; müşteri sayısı ise kargo gönderimini artırıyor. Haliyle sorunlar da artıyor. Sorunlar elbette ki her sektör de var ama önemli olan bu sorunlarla nasıl mücadele ettiğimiz ve müşterileri nasıl memnun ettiğimiz. Ülkemizde son yıllarda internet satışının arttığı bilinmektedir. Tabi ki kargo şirketleri ile bu ürünleri tüketiciye ulaştırmak zorunda kalıyoruz. Bizim ve müşterilerimizin yaşadığı en büyük sorun ürün bazlı değil taşıma sırasında oluşan aksamalar. Maalesef ki ülkemizde lojistik sektörünün sistemi henüz tam anlamıyla oturmamış. Belki daha iyi çalışan bir sistem olsa internet alanında ki satışlar daha fazla olacaktır. Çoğu tüketicinin bu sorunları yaşadığı için alışverişten vazgeçtiğini görmekteyiz. Yani teslimat ve taşıma sırasında tüketiciye yaşatılan sorunlar biz işletmeleri, dolayısıyla ülke ekonomisini kötü etkilemektedir. Kargo gönderimine başladığımız ilk zamanlar karton koli ile gönderimi yapıyorken ürünlere taşıma sırasında ciddi zararlar verilmesinden dolayı, kendi sektörümüz için devrim olan strafor koli ve içerisinde buz aküleri ile sanki ilaç sevk ediyor gibi ürünlerimizi göndermeye başladık. Bu bizim için maliyetli bir durumdu ama hiç önemsemeyip tüketicilerin en sağlıklı şekilde ürünleri tüketmesini sağlamış olduk. Beğeniyle karşılanan bu gönderim şekli satışları artırmış ve diğer satıcılara da iyi bir örnek olmuştur.

Online satışın yanı sıra farklı illerde gurme market şubeleri açmayı hedefliyor musunuz?

2020’nin son çeyreğinde Mersin’de hayata geçirdiğim “Sevet Gurme Mini Shop “ projesi şubeleşmenin ilk adımı oldu. Proje içeriği; metre kare olarak küçük ama şube sayısı olarak çok olacak şekilde planladığımız bir proje. Tabela ismi de zaten bu yüzden “Mini Shop” olarak düşünüldü. Markamıza son zamanlarda Franchising talebi çok fazla sayıda. Buna paralel olarak 2 tane prototip model oluşturup yatırımcılarımızın karşısında çok yakında çıkacağız. Projeye ait mimari çalışmalarımız son hızla devam etmektedir. Ayrıca İstanbul’da 2 farklı çok iyi lokasyonda şube açma çalışmalarına başladık. En kısa süre de bitirip müşterilerimizi bekliyor olacağız. Farklı şehirler için de görüşmeler halindeyiz. 2021 sonunda şube sayımızı artırmış olacağız.

Dünyayı etkileyen pandemi sizi nasıl etkiledi? Bu süreçte aldığınız tedbirler nelerdir?

2020’nin başlarında maalesef ki Covıd-19 virüsü ile ülkece yüzleştik. Maddi/manevi büyük kayıplar yaşadık ve yaşıyoruz da… Pandemi çok şey değiştirdi ve öğretti. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşünüyorum. Özellikle biz ticaret yapan firmalar için. Tüketicilerin sokağa çıkma kısıtlamasının yoğun olduğu süreçte, evlerinden alışveriş yapma istekleri çoğu firmayı dijitalleşmeye yöneltmiş, önceden bu alana yatırım yapan firmalara yüksek kazanç sağlamış, ayak uyduramayanları ise yarışın gerisinde bırakmıştır. Ben pandemiden önce online satışa yatırım yaptığım için bu süreci şirketim yara almadan atlattı ve süreci de çok iyi yönettik. Hali hazırda olan müşteri kitlemize bu süreçte yenisini ekleyerek satışlarımızı kat kat artırdık. Doğal gıdaya bu süreçte daha çok artan talep, ürünlerimizin de kaliteli olmasıyla satışlara fazlasıyla yansıdı. Buradaki faktör bizim Sevet Gurme ürünlerinin doğal olduğu algısını ilk başta tüketicilerin algısına yerleştirmemizdir. Eğer ki işe ilk başladığım dönemde doğallık ilkesini tüketiciye doğru anlatamasaydım bu süreçte çok zorlanırdık ve rakiplerin gerisinde kalırdık. Aldığımız tedbirlere gelirsek, gıda sektörü olmamız nedeniyle biz daha fazla dikkat ettik. Çünkü her ürüne mecburen temas ederek gönderimini yapıyoruz. Özellikle ürün aldığımız üreticilerin çalışanlarının sağlık durumlarını, ürün muhafaza ettikleri depoların hijyenik olup olmamasını, kendi personelimizin sağlık durumlarını günlük kontrol edip; depolarımızı sürekli dezenfekte ederek bu süreci sorunsuz ve doğru yönettiğimi düşünüyorum.

En çok talep edilen ürünler hangileridir?

90’a yakın ürünümüz bulunmaktadır. Ürün gamı içerisinde peynir, zeytin, füme et çeşitleri, işlenmiş et grubu bulunmaktadır. En fazla talebi peynir grubu almaktadır. Çünkü ürün çeşitliliği açısından peynir, en fazla şarküteri ürünüdür. Ve ülkemiz süt ürünleri çeşitliliği açısından çok zengindir. Her geçen gün bir peynir keşfetmekteyiz. Unutulmaya yüz tutmuş ve tanıtımı yapılmamış çok sayıda peynir çeşidi var. Zamanla bunların hepsini tüketicilerimizin beğenisine sunacağız.

Müşterilerinizin sizi tercih etmesinin sebebi nedir?

Aslında bu sorunun cevabı önceki soruların cevaplarının içinde de var. Toparlayacak olursam; bir ürünün en iyi, en temiz, en doğal üreten üreticiden bularak satışa sunmak. Sadece ben satıyorum diye iddia içerisinde olmadım. Elbette ki ürün çeşitlerimizin benzerleri başka firmaların raflarında mevcuttur. Ama başarılı olduğumuz konu ürünlerin üretildiği yerden temin edilmesi. Yerel üreticilerin pazarlama ile ilgili sıkıntılarını bir nevi ben gidermiş oldum. Büyük şehirlerde yaşayan ama doğal ürün tüketmek isteyen müşterilerimize bu ürünleri en iyi şekilde tanıttığımızı düşünüyorum.

Ülke genelinde son yıllarda organik ürün satışı yapan birçok firma kuruldu. Yapılan araştırmalara göre sattıkları çoğu ürünün organik olmadığı belirleniyor. Bu durumun size etkileri nelerdir?

 Maalesef bu araştırmalar çok doğru. Bundan en çok zarar görenlerin başında verdiği paranın karşılığını alamayan tüketiciler ve bizim gibi işini düzgün yapan esnaflarımız var. Yani hileli ürün satışından kimse kazanç sağlayamıyor. Sonucuna hep beraber katlanıyoruz. Yaptığımız üretici ziyaretlerinde bunu en iyi ben görmekteyim. Hileli ve gerçeğini yansıtmayan ürünler milletimize satılmaya çalışılıyor. Anlık ve yüksek kazanç sağlayan bu tip satıcılar, tüketici nazarında bizlere karşı güven kaybı yaşatmakta ve dolayısıyla bizlerde ciro kaybı yaşayarak zarar etmekteyiz. Satın alacağı ürünün kalitesine dair umudunu yitiren tüketici ise hangi ürüne güveneceğini bilemez bir psikoloji ile başka başka ürünlere ve satıcılara yönelerek bunun sonucunda damak tadı da kötü yönde değişmiş oluyor.

Son olarak bir ürünün organik olup olmadığını nerden anlarız? Tüketicilere tavsiyeleriniz nelerdir.

Organik ürün ayrıca tartışılması gereken bir konu. Çünkü ülkemizde bu konuyla ilgili büyük kafa karışıklığı yaşanıyor. Doğal ürün diye satılan her ürün organik değildir. Doğal ve organik birbirine karıştırılmaktadır. Gıda Tarım Bakanlığı’nın organik ürünlerle ilgili yayımladığı genelgelere bakarsak, bir ürünün organik olması için onlarca kritere sahip olması gerekir. Bundan dolayı %100 doğal, %100 el yapımı gibi ifadelerin etiketlere yazılması yasaklanmıştır. Yani bu tip pazarlama sözcüklerinin olduğu ürünler kesinlikle tercih edilmemelidir. Organik yazısı yazan ürün etiketlerinde ise; ürünlerin organik olduğuna dair sertifikalarının olması gerekmekte ve içeriğinde hiçbir kimyasal madde içermemelidir. Buradaki en büyük görev tüketicilerimize düşmektedir. Hayatımızı kaliteli sürdürmek istiyorsak bilinçli tüketici olmak zorundayız.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.