Ece Apan yazdı: Türk Dünyası ve KKTC…
Türk Dünyası, Türk kökenli halkların yaşadığı geniş coğrafi ve kültürel alanı ifade eder. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan gibi bağımsız Türk devletlerinin yanı sıra, Rusya, Çin, İran ve Balkanlar gibi farklı bölgelerde yaşayan Türk topluluklarını da kapsar. Ortak dil, tarih ve kültür, bu halkları güçlü bir şekilde bir arada tutmaktadır.
Turan Birliği ise, tüm Türk halklarının siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan birleşmesini hedefleyen ideolojik bir düşüncedir. Günümüzde bu hedefe yönelik olarak Türk Devletleri Teşkilatı gibi önemli yapılar kurulmuş olsa da, Turan Birliği henüz tam anlamıyla gerçekleşmiş bir birlik değildir.

Ayrıca, günümüzde sıkça bahsedilen Kızıl Elma ülküsü; Türk milletinin bağımsızlık, birlik, güç ve adalet idealini simgeleyen milli bir hedeftir. Hem askeri hem de siyasi anlamda, büyük ve güçlü bir Türk Birliği vizyonunu ifade eden sembolik bir kavramdır. Üniversitede verdiğim sanat tarihi derslerini mitolojik hikayelerle zenginleştirdiğim gibi, Kızıl Elma efsanesi de Türk milletinin asla pes etmeyen, daima daha iyisini ve daha yükseğini arayan karakterini yansıtır. Bu efsane, birlik ve ülkü etrafında kenetlenme isteğini simgeler.
Kızıl Elma, Türk mitolojisinde ulaşılması mümkün olmayan, her yaklaşıldığında biraz daha uzaklaşan efsanevi bir hedeftir. Altın gibi parlayan bu elma, sadece maddi bir hedef değil; Türk milletinin sonsuz güç, zafer ve kutlu bir geleceğe duyduğu özlemin simgesidir. Onun peşinden gidenler, bitmeyen bir mücadele ve ilerleme ruhuyla tarih boyunca büyük zaferler kazanmış, bu ülkü sayesinde birlik ve kararlılıkla yoluna devam etmiştir.

Bizler, Türkiye ve Kıbrıs’ta yaşayan Türkler olarak, aynı karakter özellikleri ile kültürümüze ve birliğimize sahip çıkarak güçlü bir dayanışma oluşturmak için; spor, sanat, bilim gibi alanlarda çeşitli faaliyetlere emektar veya izleyici olarak katılarak katkılar sağlamaya çalışıyoruz.
KKTC’nin uluslararası tanınırlığının artması için Cumhurbaşkanı Ersin Tatar döneminde pek çok önemli adım atılmıştır. KKTC’nin uluslararası alanda görünürlüğünün artmasında pek çok branşta başarılar görülmektedir. Bu yazımı; kendi gözlemim ve tecrübelerim içinde olan, ailemden ve çevremden bazı örneklerle yazmak istedim. Anlatılarıma pandemi süreci ve devamı olarak devam edeceğim:
Pandemi sürecinde sağlık alanındaki başarılar önemli bir rol oynamıştır , pandemi sürecinde atılan hızlı ve kararlı adımlar sayesinde, KKTC dünyada COVID-19 vakalarını sıfıra indiren ilk ülkeler arasında yer almıştır. Sağlık Bilim Kurulu’nun çalışmaları bu başarıda belirleyici olmuş; annem Prof. Dr. Elçin Yoldaşcan’ın da üyesi olduğu Sağlık Bilim Kurulu katkılarıyla yürütülen süreç sonucunda, 12 Mayıs 2020 tarihinde son COVID-19 hastası iyileştirilerek taburcu edilmiştir. Bu tarihten sonra 24 gün boyunca hiçbir yeni vaka görülmemiştir. Alınan etkin önlemler ve başarılı yönetim sayesinde bazı uluslararası kaynaklar, KKTC’yi pandemiyi ilk yenen ülke olarak değerlendirmiştir. Bu gelişme, KKTC’nin adını bilim temelli bir başarıyla dünyaya duyurduğu ve tanınırlığını güçlendirdiği örnek bir süreç olarak kayıtlara geçmiştir. O dönem Sağlık Bakanı olarak görev yapan Sayın Ali Pilli ve milletvekili Sayın Ahmet Savaşan gibi pek çok isimlerin organize ve kararlı duruşlarına da teşekkür etmek gerekir.
Başka bir çalışma olarak; akademiyi ve siyaseti buluşturan en güzel örneklerden, Türk Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) organizasyonuyla 28–31 Mayıs 2025 tarihlerinde KKTC Lefkoşa’da düzenlenen 1. Türk Kadın Parlamenterler Zirvesi’ni gözlemleme fırsatı buldum. “Eğitim, Kültür ve Girişimcilik” temasıyla gerçekleşen zirveye Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan’dan kadın milletvekilleri ve akademisyenler katıldı. Kadınların karar alma süreçlerindeki rolü, dijital çağda girişimcilik, toplumsal eşitlik ve kültürel kimliğin güçlendirilmesi gibi konular ele alındı.
Bu zirve, Türk Dünyası’nda kadınların toplumsal ve siyasal alandaki iş birliğini artırmaya yönelik önemli bir adımdır. Özellikle Sayın Doç. Dr. Shurubu Kayhan ve Sayın Prof. Dr. Oya Ertuğruloğlu’nun etkileyici sunumlarından şunları not ettim:
- Siyasi ve Diplomatik İş Birliği: Türk Devletleri Teşkilatı gibi ortak kurumların güçlendirilmesi, ortak dış politika ve güvenlik stratejilerinin geliştirilmesi.
- Eğitim ve Kültürel Entegrasyon: Ortak Türk tarihi ve edebiyatı müfredatlarının hazırlanması, öğrenci değişim programları, ortak alfabe ve dil çalışmalarıyla iletişimin kolaylaştırılması, kültürel etkinlikler ve medya projeleriyle halklar arası yakınlaşmanın sağlanması.
- Ekonomik İş Birlikleri: Serbest ticaret anlaşmaları, ortak ekonomik bölgeler kurulması, ortak para birimi veya yerli para birimleriyle ticaretin teşvik edilmesi.
- Toplumsal ve Sivil Dayanışma: Kadınlar, gençler, akademisyenler ve sanatçılar arasında güçlü ağlar kurulması, kriz durumlarında ortak insani yardım mekanizmalarının oluşturulması, ortak medya platformlarıyla karşılıklı bilgilendirme ve algı yönetimi.
- Bilim, Teknoloji ve Savunma İş Birlikleri: Savunma sanayinde ortak projeler (İHA, SİHA, uydu sistemleri), ortak teknoloji geliştirme merkezleri ve AR-GE laboratuvarları, TEKNOFEST gibi etkinliklerin Türk Dünyası’nda dönüşümlü gerçekleştirilmesi, yapay zeka, dijitalleşme ve uzay teknolojilerinde iş birliği.
Bilim, Teknoloji ve Savunma İş Birlikleri bağlamında, 1–4 Mayıs 2025 tarihlerinde KKTC Cumhurbaşkanlığı himayesinde Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen TEKNOFEST, Türk Dünyası’nın birlik ve iş birliğini güçlendiren önemli bir örnektir. Farklı Türk devletlerinden genç mühendisler ve girişimciler, bu festivalde ortak teknoloji projeleri, insansız hava araçları yarışmaları ve inovasyon çalışmalarında bir araya gelir. Bayraktar, Kızılelma, HÜRKUŞ gibi Türklük gururu isimler ile milli teknoloji projelerinin isimlendirilmesi, sadece Türkiye’nin değil, tüm Türk Dünyası’nın ortak gururu haline gelmiştir. KKTC en görkemli fuarlarından birini gerçekleştiren TEKNOFEST etkinliği, kültürel ve teknolojik dayanışmayı pekiştiren güçlü bir platform sunmuştu.
Hem TEKNOFEST te katkısı olan hem de Kültürel etkinlikler ve birlik projeleri düzenleyen önemli kurumlardan biri de Azerbaycan-Kıbrıs Dostluk Cemiyeti’dir. Başkan Sayın Orhan Hasanoğlu öncülüğünde KKTC’de gerçekleştirilen Nevruz etkinlikleri, Türk Dünyası’nın tarihsel birlik, kardeşlik ve ortak kültürünü vurgulayan anlamlı organizasyonlardandır. Genellikle Azerbaycan-Türkiye Cumhuriyeti-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti organizasyonları ile ‘üç devlet bir millet’ fikrine ve benim de resim sanat tarihi eğitimi yaptığım (Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan gibi) Türki Cumhuriyetlerden yaz okullarına gelen çocuklarla olduğu gibi, pek çok proje ile KKTC de en iyi organizasyonların düzenlendiği, takip edilmesini tavsiye ettiğim kurumlardan biridir.
Azerbycan’dan bahsetmişken katılma fırsatı bulduğum bir başka organizasyondan söz etmek istiyorum: Cumhurbaşkanlığı STK İletişim Koordinatörü Sayın Latif Akça’nın öncülüğündeki ziyaretler kapsamında, Bakü, Şamahı, Karabağ ve Şuşa şehirlerinde; ortak acıların paylaşıldığı şehit aileleri dernekleri, bakanlar, milletvekilleri, valiler ile görüşmeler yapılıp, Kültür/sanat-spor-eğitim işbirlikleri üzerine ziyaretler gerçekleştirilmiştir. Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde yer alan, sanat, müzik ve edebiyat merkezi olarak kabul edilen tarihi Şuşa şehri ve çevresindeki, tadilatı devam eden Kelebekler Vadisi’ne, bağımsızlığından sonra ilk ziyaret heyetimiz tarafından yapılmıştır, Türkiye, KKTC ve Azerbaycan bayrakları gururla dalgalandırılmıştır.
KKTC de ikamet ettiğim süreçte bu güne kadar gözlemlediğim, Kültür ve sanat alanındaki en önemli projelerden biri de bence, Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi, Sayın Sibel Tatar Hanımefendi öncülüğünde yürütülen “Kıbrıs Kapıları ve Sandıkları Projesi”dir. Bu proje kapsamında Kıbrıs’a özgü tarihi kapılar ile çeyiz sandıklarının korunup gelecek nesillere aktarılması için titiz çalışmalar yapılmıştır. Lefkoşa’daki Mücahitler Sitesi’nde açılan müze, üç yıllık emek sonucunda 25 replika kapı, 40 orijinal ve 13 replika sandığa ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, proje kapsamında hazırlanan “Kıbrıs Kapıları ve Sandıkları: Kilidi Açılan Tarih” adlı kitap, Cumhurbaşkanlığı Kültür Yayınları’nın ikinci eseri. İlk çalışma olan “Gelenekten Geleceğe Kıbrıs Mutfağı” kitabı da, Gastronomi alanında kültürel mirası belgeleyen çok değeli bir eser.
Siyasetin ötesinde, KKTC’de kültürel, bilimsel ve teknolojik projelerin artması; özellikle Türk devletleriyle entegre etkinliklerin ve ortak vizyon projelerinin hayata geçirilmesi, ülkenin uluslararası görünürlüğünü ve saygınlığını önemli ölçüde artırmıştır. Bu kapsamdaki çalışmaların yoğunlaştığı Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar dönemine özel bir teşekkür sunmak yerinde olacaktır. Gelecekte de bu tür iş birliklerinin sürdürülebilir şekilde desteklenmesi, 11 Kasım 2022 tarihinde Özbekistan’ın Semerkant kentinde düzenlenen 9. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde, anayasal ismiyle ‘gözlemci üye’ olarak kabul KKTC’nin tanınırlığına ve Türk Dünyası’yla bağlarının güçlenmesine katkı sağlamaya devam edecektir.

Ece Apan


