ALTIN 499,21
DOLAR 8,8689
EURO 10,4740
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26 °C
Az Bulutlu

Aytaç Şaşmaz: Ben aslında o dışarıda gözüken adam değilim…

13.08.2021
93
A+
A-
Aytaç Şaşmaz: Ben aslında o dışarıda gözüken adam değilim…

Kanal D’nin sevilen dizisi Baht Oyununun başrolleri Aytaç Şaşmaz ve Cemre Baysel ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik, Milliyet’ten Hakan Gence’ye konuşan başarılı oyuncular ile dizi, özel hayatları ve birçok konuya değinildi. İşte o harika röportaj.


   İlk olarak diziniz ne anlatıyor? Karakterlerinin sizin gözünüzden dinlesek…

Aytaç: Bora aşktan dili yanmış, aşktan kaçan ve aşka inanmayan bir adam. Çünkü daha önceki ilişkisinde güven ya da gerçek aşkı bulduğunu sanıp aldatılmış ve kendini aşka inanmayan bir adam olarak hayata döndürmüş. Yaşadığı bu olay üzerine de bir sosyal içerik platformu kuruyor.  Kurduğu platformda aşk ve ilişkiler üzerine yazılar yazıp röportajlar yapıyor. Bora işini hayatının merkezine almış ve onun dışındaki her şeyi ötelemiş bir adam aşktan kaçtığı gibi aslında bütün insanlardan da kaçmış, yalnızlaşmış ama bu büyüyü bu yalnızlığı bu çatışmayı bozan başka bir çatışma yaratan bir insanla tanışıyor.

      Ada da tam tersi aşka inanıyor…

Cemre: Benim canlandırdığım Ada karakteri aşk kavramına çok inanıyor. İlk aşkını bulduğu zaman onu kaybetmemek için çok çabalıyor. İnandığı yolda koşar adımlarla gidiyor ve o gittiği yolda bambaşka bir gerçekle yüzleşiyor. Aslında ilk aşkın gerçek olmadığını görüyor. Aşkın çok başka bir şey olduğunu öğreniyor. İlk aşk dediği durumdan gerçek aşkı bulduğu yola giriyor ve gerçek aşkı ile karşılaşıyor.

      Siz gerçek aşka inanıyor musunuz?

Aytaç: Aşk diye bir şey var elbette. Ama hepimizin rengi, tonu, yaşantısı farklı olduğu gibi aşkı da farklı. Aşk var ama kime göre neye göre…

Cemre: Ben de aşka inanıyorum ama daha çok sevgiye ve merhamete inanıyorum.

      İlk aşkınızı hatırlıyor musunuz?

Cemre: İlk aşkımı hatırlamıyorum.

Aytaç: İlkokuldaydım ve sarışın küt saçlı bir kızdı. Ben ponpon salladığımı biliyorum onun için. Okulda gösteri yapılacaktı. Ponpon kızlar ve ponpon erkekler vardı. Kızlar pembe biz de mavi ponpon tutuyorduk. Ben de sırf o yanımda yan tarafımda olsun diye ponpon erkek olmuştum.   

      Karşınızdaki partnerde aradığınız kriterler nelerdir?

Cemre: Dış güzellik benim için ikinci planda yer alıyor. İnsan olsun vicdanlı, merhametli olsun. İyi, düzgün, dürüst insan ve temiz olsun.

Aytaç: Çok sevdiğim bir insandan duymuştum bu sözü. Bir duvarla top oynamak var bir de karşındaki insanla top oynamak var. Sürekli aynı hareketi yaparsın ama karşındaki de o topu oynamayı biliyorsa daha başka hareketler, mizansenler çıkar.

       Bu kadar kaygan zemini olan bir sektörde çalışıyor olmak, bu işi yapıyor olmak korkutucu bir şey mi?

Aytaç: Şahsen ben korkmuyorum. Çünkü inandığım bir yoldayım. İnandığım yolda olduğum için karşıma hiçbir kötülük çıkamaz diye düşünüyorum. Çünkü çabalıyorum. Bu yolda varım, böyle varım. Ben de Bora gibi hayatımın odak noktasına aldım işimi.

Cemre: Ben de korkmuyorum. İşimi çok seviyorum. Tahmin etmediğim bir şekilde gelişti her şey. İşimi yapmazsam önüme engel çıkarsa üzülürüm ama o ihtimali de düşünmüyorum. Olursa da yapacak bir şey yok. Kader, kısmet… Beni korkutmuyor yaşayacaklarım.

       Ünlü olmak korkutuyor mu?

Cemre: Ünlü olmaktan korkuyorum. Ben çok rahatım, doğalım. Olduğum gibi kalmak istiyorum. Değişmekten korkuyorum.

Aytaç: Şöhretten asla korkmuyorum. Şöhret işimin bir gereği. İşimin bir paydası olduğuna inanıyorum. O yüzden de böyle şeylerin gelip geçici olduğuna inanıyorum.

      Birbirinizi klişelere takılmadan nasıl anlatırsınız?

Aytaç: Cemre’yi ilk gördüğümde korkmuştum. Bana biraz durağan bir insanmış gibi gelmişti. Tanıdıkça çok iyi bir insan olduğunu anladım.

Cemre: Aytaç çok bizden. Mahallemizin delikanlısı…

       Cemre senin ailen biraz öpüşme sahnelerine takılıyormuş? Sen de şimdi romantik komedi dizisinde oynuyorsun. Nasıl oluyor?

Cemre: Ailem öpüşme sahnelerinin işim olduğunu biliyor. Saygıyla karşılayacaklar.

       Oyunculuk yolculuğunuzu tanımlayacak en iyi cümle nedir?

Aytaç: Oyunculuk yolculuğumu tanımlayacak en iyi cümle: ‘Kimseye güvenme.’

Cemre:  Sakin kalmak. Böylece huzurum yerinde oluyor.

       Bugüne kadar başardığınız en zor şey nedir?

Aytaç: Bugüne kadar başardığım en zor şey İstanbul’a gelmemdi. Manisa’dan, kendi hayatımdan kaçtım. Lise dönemindeki tiyatro yolumdan sonra hayal ettiğim şeyin peşinde ilk adımı korkarak ama kendine güvenerek attım.

      Zor muydu İstanbul?

İstanbul her zaman her şey için zor. Ama o zorluklara katlanabilmek, göğüs gerebilmek önemli olan.

Cemre: Benim için de İzmir’den İstanbul’a gelmem zordu. Ama ayakta kalabildim.

       Hayatı boyunca bir kere de olsa herkes yapmalı dediğiniz şey nedir?

Aytaç: Kanatlı elbise uçuşu yapmalı herkes. Uçmak benim hayalim. Ben de henüz yapmadım ve çok da korkuyorum. Ama bunu herkes yapmalı. Uçmanın tadını böyle özgürce herkes alabilmeli.

      Sen hayatın boyunca da hep Süperman’i oynamak istiyorsun….

Aytaç: Superman’i oynamak istiyorum. Evimde oyuncakları, tabloları, vazoları var.

       Hangi özelliğiniz hayatınıza yeni gelenleri şaşırtır?

Aytaç: Benimle tanışanlar ilk başta bende korkarlardı. Tiyatroya ilk girdiğimde de aynı şekilde olmuştu. Bu adamın ne işi var burada diye. Aslında o dışarıdan gözüken adam değilim. Samimiyete inanan, güzel bakmaya çalışan bir adamım.

Cemre: Sakinliğim hayatıma yeni gelen insanları şaşırtır.

       Ayıp olmasın diye yaptığınız bir şey var mıdır?

Aytaç: Bir toplulukta göz göze geldiğim herkesle selamlaşırım ya da tanıyamadığım bir insanı tanıyormuş gibi yapıp konuşurum.

      Kendiniz hakkınızda ne söylerseniz şaşırırız?

Cemre: Tripofobim var. (delikli olan tüm objelere bakamama)

Aytaç: Kulağım ellendiği anda kıpkırmızı olur kulaklarım ve ben de sinirlenmeye başlarım. El ya da kulak şakasına asla tahammülüm yoktur. Çok başka bir insana dönüşebilirim o anda.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.