ALTIN 2.559,61
DOLAR 33,0372
EURO 35,9878
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32 °C
Açık

Av. Sedef Selçuk yazdı; Marka olmak…

02.07.2024
74
A+
A-

Bu zirveyi taçlandıran bir yeni oluşum da bütün heyecanını paylaştığım, içerisinde bulunmaktan son derece gurur duyduğum açılımı İstanbul İş İnsanları Derneği olan İSTİNDER idi. 

Evet biz 7 kişi kafa kafaya kalp kalbe verdik ve yeni bir dernek kurduk ve bu zirvede hem kazanmayı hem kazandırmayı amaçlayan bu derneğin kuruluşunu duyurduk.

Bu derneğin bu zirve ile duyurulmasının bir sebebi de dernek üyelerinin inanarak seçtikleri ve çalışarak büyüttükleri bir markalarının olmasıdır.

Ben avukatlık mesleğini icra ederken bana yeni ufuklar katması için Sermaye piyasası uzmanlığı Yüksek Lisansı eğitimimi tamamladım.

Bu lisans üstü eğitimin bana kattığı onca birikimin yanında kattığı en güzel bakış açısı ise şuydu; Platformlar üzerinde başlayan yarışın, diğer bütün yarışları geride bıraktığıydı.

Biz son 10 yıldır fikirlerin para kazandığı zamanı yaşıyoruz. Kas gücünün tek başına artık günü kurtarmak dışında pek bir etkisi yok, yarını kurtarmak için kas gücünün ve mevcut işletmenin doğru bir fikir ile birleşmesi gerekiyor.

İşte o gün orada olanlar dünyaya kendini tanıtan birçok markanın o gün geldiği aşamayı izlese de marka sahiplerinin o noktaya gelinceye kadar yürüdükleri engebeli yollar ve bu yolları aşmak için geliştirdikleri fikirler gözlerinin önünden film şeridi gibi geçiyordu. 

O kişilerden biri de Nedim DELİBAŞ dı.

Ben kendisine Kadim dostum derim, Esasen dostluğumuz asırlar öncesine dayanmaz ama bazı insanlar niyetiyle, kalp temizliğiyle ve dostluğuyla sanki asırlardır tanıyormuşsun hissini sana hissettirebilir. İşte Nedim DELİBAŞ bana her daim saygısını sevgisini dostluğunu bütün şeffaflığı ve samimiyetiyle hissederek kadim dostum oldu. Tıpkı bahsettiğim markalar misali o gece herkes ışıklar altında onun bu geceyi düzenleyerek gösterdiği başarıyı tebrik etse de ben onun o ışıklar yanana dek verdiği çabayı bizzat görenlerdenim. Bu nedenle bu yazıma kendisine teşekkür ve minnetlerimi ileterek başlamak isterim.

Markadan bahsettik, yine marka hukuku ve sürdürülebilir markaların önemi ile devam edelim.

Günümüzde İnsanların Medya ve Kamu nezdinde elde ettikleri başarılar nasıl ki isimlerine bir marka değeri katıyor ise; Tüzel kişiliklerin de yine kamu nezdinde ürettikleri hizmet ve ürünler, isimlerinin marka değerini belirlemektedir. 

Bu noktada, bu kişi ve şirketleri diğerlerinden ayıran en temel özellikleri, ortaya çıkardıkları değerin kamu nezdinde tanınması ve talep edilmesidir. 

Markalaşmanın bir tanımını yapmak gerekirse kısaca şöyle diyebiliriz;

Markalaşma, vizyon, isim, şekil ve tasarımların bütününün bir kuruluş tarafından oluşturulması sonrasında, bu oluşan modelin hizmet ettiği amaç doğrultusunda müşteride oluşturduğu kimlik algısıdır.

Bir çoğumuz şirketin ismini bilmeyiz ve onları markaları ile tanırız. Bu durum dahi markanın ve markalaşmanın önemini gün yüzüne çıkarıyor. 

Markalaşmanın önünde birçok aşama var. Ancak bu süreç, dergimizin içeriğinde ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Bu nedenle burada markalaşmada hukukun önemini konuşmakta yarar buluyorum.

Marka kavramı ve bu kavramla ilgili yaptırımlar, 1967 yılında kurulan “Dünya Fikri Haklar Örgütü ” tarafından belirlenmiş ve bu kurallar dünya tarafından kabul görmüştür. Türkiye bu örgüte 1975 yılında katılmıştır. 

Marka kavramı, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Bir mal, hizmet ya da kurumu tanıtmaya ve benzerlerinden ayırmaya yarayan tescil edilmiş özel ad, kısaltma veya işaret” olarak tanımlanmıştır. 

Markalar konusunda yürürlükte olan Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesine göre ise marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretler olarak ifade edilmektedir.

Adı üstünde Kanunlar, tüm özellikleri ile diğerlerinden ayrılan bir değer üzerinde oluşabilecek her türlü ihlali koruma altına alır. 

Peki Marka Sahibinin Hakları nelerdir?

Marka Hakkı, Marka sahibine, markası üzerinde oluşabilecek her türlü ihlal durumunda kullanması için tanınan bir dize kanun maddesini içinde barındırır. 

Marka, daha önce 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki KHK ile korunmaktayken 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren Sınai Mülkiyet Kanunu ile marka hakkı, Türkiye de  sınai mülkiyet kanunu ile korunmaya başlamıştır.

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesine göre marka koruması esasen tescil ile kazanılmaktadır. Tescil başvurusu kabul edilen markalar, Türk patent Enstitüsü ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilir ve başvuru tarihinden itibaren 10 yıl süreyle koruma altına alınır. 

Sınai Mülkiyet Kanunu, tescilsiz tasarımlara ilişkin de koruma sağlamaktadır. Tescilsiz tasarımlara ilişkin olarak, Kullanım suretiyle ayırt edicilik kazanan markalar ve Paris Sözleşmesi kapsamında tanınan markalar tescil edilmeseler dahi korumadan yararlanabilmektedirler.

Burada korunan değer marka ve markanın izinsiz kullanılması ile ortaya çıkan marka hakkına tecavüzün önlenmesidir. 

Günümüzde en çok taklit markalar ile marka hakkının ihlal edildiğini görmekteyiz. 

Meyve veren ağaç taşlanır atasözüne yine anonimleşmiş bir deyişi de ekleyerek yazıma devam edeceğim;

Taklitler aslını yaşatır.

Ancak marka söz konusu olduğunda taklitler aslını yaşatırken bir hak ihlaline de sebep oluyor.

Nelerin Marka Tecavüzü teşkil ettiği Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinde sayılmıştır

Bu maddede sayılan haller özetle, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması, taklit edilmesi ve üretilerek satılmasıdır.

Yukarıda sayılan bu hallerden birinin varlığı durumunda marka hakkına tecavüz olgusu gerçekleşmiş sayılır. Bu durumun gerçekleşmesinin ardından Marka Sahibi, marka hakkını ihlal eden kişiye karşı Genel Hukuk Davası açarak marka hakkına tecavüzün engellenmesini, taklit marka tescilli ise hükümsüz kılınmasını, taklit ürünlerin satışının durdurulması, mal ve hizmetin toplanılması ve imha edilmesini sağlayabilir. 

Marka Sahibi, bunun yanında marka hakkına tecavüz edenler  hakkında suç duyurusunda bulunabilir, bu fiili gerçekleştirdiği tespit edilen kişilere karşı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda , mevcut fiilin çeşidine göre 1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve adli para cezasına çarptırılacakları hüküm altına alınmıştır. 

Marka sahibi aynı zamanda Sulh Ceza Hakimliği ne başvurarak taklit marka ürünlerin bulunduğu yerde arama yapıp, ürünlere dava sonuna kadar el konulmasını isteyebilir. 

Türk Hukukunda durum bu, ama aslında en büyük davalar yine dünyaca ünlü markalar nezdinde gerçekleşiyor. 

Gelelim Dünyada ses getiren Ünlü Markaların Davalarına,

En bilineni Christian Louboutin in topuklu ayakkabılarına kırmızı taban patentini kopyalayan Yves Saint Laurent’e Karşı açtığı davadır. 

Bu davada Mahkeme , kırmızı taban ın Louboutin in marka İmzası olduğuna karar verdi ve Yves Saint Laurent in kırmızı tabanlı ayakkabı satışını durdurdu ve 1. Milyon dolar tazminat ödemesine hükmetti. 

Bu davada en önemli etken, Louboutin in 2008 sen beri kırmızı taban a ilişkin patenti elinde tutması ve bu tasarımı ilk kez kamuya kendisinin sunmasıydı. 

Hukuki analizler yapan araştırma şirketi Lex Machina’nın 2016 da yaptığı araştırmaya düzenlediği marka hakkına tecavüz raporununa göre ; görülen davalarda Coach markası, açılan davalar sayısı bakımından 730 dava ile zirveye yerleşirken, Chanel modaevi 1 milyar dolar tazminat miktarı ile en büyük tazminatı alan 1. Marka olmuştur. 

Sıra en çok Türkiye de mağazası olan Mango ya geldi. 

Mango, Isabel Marant’ı Taklit ettiği gerekçesi ile Tazminata Mahkum Edildi

    Isabel Marant, perakende zinciri Mango’ya karşı ”Scarlet” modeli botunun taklidi  gerekçesiyle dava açtı. Davayı kazanan Isabel Marant, 2013 yılında yaklaşık 38 bin Euro tazminat kazandı. 

Bu örnek davalardan da anlaşılacağı üzere, her marka ya da markanın içerisinde oluşan tasarım, bir diğerine örnek model teşkil eder. Ancak kanun, asıl markadan esinlenen diğer markadan, ürettiği mal ya da hizmete ayırt edici bir özellik katmasını beklemektedir. Bu ayırt edici özellik katılmadığında ortaya çıkan model özgün bir tasarım olmadığı gibi sarf edilen bütün emek yine marka kimliği oturmuş olan asıl markaya yaramaktadır. 

Bu nedenle bir marka oluştururken, bu markaya kattıklarınızın, O nu diğerlerinden ayırması ve size ait bir marka algısı oluşturmasına oldukça özen göstermenizi tavsiye ederim. Aksi takdirde siz kendi markanızı değil, başkasının markasını markalaştırmış olursunuz. 

Sevgiler,

Av. Sedef SELÇUK

REKLAM ALANI
YAZARIN SON YAZILARI
1 Haziran 2023
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.