Advert
Advert

Rusya'nın Afrin Üzerinden Suriye'yi Aşan Hesapları

Rusya, 2015'te askeri müdahaleyle Suriye'de sahadaki güç dengelerini değiştirdi.

Rusya'nın Afrin Üzerinden Suriye'yi Aşan Hesapları
Rusya'nın Afrin Üzerinden Suriye'yi Aşan Hesapları admin

Rusya, Suriye'de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün toprak kaybı ve askeri yenilgisiyle birlikte, siyasi çözümü ve bu ülkenin yeniden inşasını önceliklerinden biri haline getirmek istiyor. Ancak Kremlin bir süredir bu yeni sürecin zorluklarıyla da yüzleşmeye başladı.

Kürt sorunu, Suriye'de özellikle dış askeri güçlerin durumu, bölgedeki İran- Suudi Arabistan rekabeti gibi birçok mesele Rusya'nın tek başına çözebileceği konular değil. Üstelik Rusya'nın "yeni Suriye'ye" yönelik planlarını revize etmesine yol açabilecek riskleri de içinde barındırıyor.

Rusya, Eylül 2015'te doğrudan askeri müdahaleyle Suriye'de sahadaki güç dengelerini değiştirdi. Daha sonra da 2017 başında Türkiye ve İran'la beraber kurduğu Astana masasından önemli kazanımlar elde etti. Suriye'deki asıl başarısı ise bahsi geçen sorunları ne şekilde aşabileceği veya idare edebileceğiyle yakından ilgili olacak.

Ortadoğu'ya dönüş yapan Rusya'nın Suriye'yle beraber bölgesel nüfuzunun sınırları, dış politikasının iki temel enstrümanı olan silah ve enerjinin çok ötesinde, bölgenin kangrene dönüşmekte olan 100 yıllık sorunlarına dair ortaya koyacağı vizyonu ve karmaşık ilişki ağlarını yönetebilme kapasitesiyle netlik kazanacak.

Farklılaşan Kürt vizyonları

Suriye'de Kürt sorunu, krizin başından beri hem gelişme gösteren hem de bütün aktörlerce ötelenen bir mesele oldu.

Krizin ilk yıllarında Suriye'nin kuzeyi önemli ölçüde Kürt Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve askeri kanadı Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) kontrolüne bırakılırken, ne Ankara ne de diğer birçok aktör sorunun şimdiki gibi karşılarına çıkacağını düşünmüyordu.

O dönem PYD'ye yönelik farklı tehdit algısına sahip olan Ankara, uzun süre PYD yönetimiyle diyalog arayan ve PYD'yi PKK'dan ayrıştırmaya çalışan bir politika izledi.

Bu süreçte muhaliflere verdiği destekle Esad'ın koltuğundan indirilmesini birinci önceliği olarak belirleyen Türk hükümeti, PYD'yi henüz "terör tehdidi" parantezine almış değildi.

ABD'nin Suriye'deki askeri mevcudiyetini meşrulaştıran IŞİD'le mücadele ise özellikle 2014 yılında örgütün Kobani kuşatması sonrasında hız kazanırken, Washington'ın PYD/YPG'yle sahada önce taktiksel, şimdilerde de stratejik işbirliğine evrilen sürecin kapısını araladı.

ABD'nin PYD'yle artan bu işbirliğine paralel olarak Türkiye'de Kürt sorununa yönelik yürütülen çözüm sürecinin 7 Haziran 2015'teki genel seçim sonrası son bulmasıyla Ankara'nın PYD'ye yönelik tehdit algısında da keskin bir dönüş yaşandı.

Rusya, Suriye'de Kürtlere özerkliği savunuyor

Rusya ise Suriye'deki Kürt sorununu hep siyasi çözüm sürecinde ele alınıp belirli parametreler çerçevesinde çözülebilecek bir mesele olarak gördü.

"Yeni Suriye"de Kürtlerin siyasi, idari ve sosyal haklarının her halükarda daha fazla olacağını öngören Kremlin yönetimi, Kürtlere Suriye'nin toprak bütünlüğü içerisinde bir çeşit özerklik teklifini Ocak 2017'deki ilk Astana toplantısında sunduğu anayasa taslağıyla somut bir şekilde gündeme getirdi.

Geçen yıl muhaliflerin ve Ankara'nın tepkisiyle karşılaşan Moskova, bu önerisini geri çekmediği gibi şimdilerde daha rafine bir şekilde Birleşmiş Milletler (BM) meşruiyetinde gündeme getirmenin yollarını arıyor.

Ocak ayı sonunda Rusya'nın Soçi kentinde düzenlenen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nden çıkan en somut kararlardan biri olarak, Suriye'nin yeni anayasasının yazımına dair BM gözetiminde bir komisyon kurulması bu açıdan önemli.

Ankara'nın da desteğini alan Suudi merkezli önemli muhalif gruplardan Yüksek Müzakere Komitesi'nin Soçi'deki zirveye katılmaktan son anda vazgeçip söz hakkını Türkiye'ye devretmiş olması, bu anlamda Moskova'nın işine gelen bir tablo da oluşturdu.

'Afrin', Türkiye'yi Moskova'nın vizyonuna yaklaştırabilir

Zira anayasa yazım sürecine eş zamanda Ankara'nın başlattığı Zeytin Dalı Harekatı'nda Türk ordusunun sahada belli ölçüde yıpranarak muhtemel kayıplarının artması günün sonunda muhaliflerin yanı sıra Türkiye'yi de Moskova'nın Suriye'deki Kürt vizyonuna yaklaştıracak bir araç görevi görebilir.

Öte yandan, yeni dönemde PYD/YPG'yi Suriye'nin dış politika kararlarında, savunma/güvenlik stratejilerinde ve enerji kaynaklarının kullanımı ile transferinde Şam'a maksimum derecede bağımlı kılmaya çalışan Moskova'nın özerklik tasavvurunun, ABD'nin söz konusu bu başlıklarda PYD/YPG güçlerine açmayı planladığı manevra alanıyla temelden çeliştiğini de vurgulamak gerekiyor.

ABD'nin bölgedeki askeri varlığını Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ismi altında YPG üzerinden ilerletmesi ve tasarladığı "sınır güvenliği birimleriyle" YPG'yi güvenlik/savunma alanında Şam'dan olabildiğince bağımsız bir aktör konumuna getirmek istemesi, Rusya'nın "tek Suriye" vizyonunu oldukça zedeleyen ve Moskova'yı bir Arap ülkesinde Kürt unsuru üzerinden Washington ile komşuluğa taşıyan bir görüntü oluşturuyor.

rusya afrin
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
First lady alışverişte
First lady alışverişte
Demet ettiğini buldu!
Demet ettiğini buldu!