ALTIN 1.033,67
DOLAR 17,8940
EURO 18,3560
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28 °C
Az Bulutlu

Dijitalleşen teknoloji ve dijitalleşen hukuk

01.02.2021
238
A+
A-

Günümüzde hayatımızı yakından ilgilendiren ve yadsınamayacak derecede etkileyen bir çok alanda, dijital teknolojinin gittikçe daha da etkili olmaya başladığı tartışmasızdır.

Dijital teknolojiye en hızlı adaptasyon sağlayan sektörlerin başında, hemen herkesin hayatının bir parçasını oluşturan bankacılık sistemi gelmektedir. 1980’lerin ortasında başlayan ve 1990’lı yıllarda yaygınlaşan dijital bankacılık, kullanıcılarına sağladığı zaman, enerji ve çoğu zaman maliyet avantajlarıyla, bugün artık vazgeçilmez bir şekilde hayatımıza girmiş durumdadır.

Sağladığı kolaylıklara bakıldığında, dijital teknolojinin, bankacılık sektörü ile sınırlı kalmayarak hayatımızdaki hemen her alana girmesi elbette bir tesadüf değildir. Hatta ve hatta dijital teknoloji dediğimiz yenilik, global düzlemde hepimizin hayatında öylesine güçlü ve etkili bir dönüşüme sebep olmuştur ki, yüzyıllardır süregiden alışveriş kültürü dahi son birkaç yılda geri dönülmez şekilde ciddi bir değişime uğrayarak, e-ticaret kavramı gündelik hayatımızın bir parçasına haline gelmiştir. İnternet bağlantısının olduğu herhangi bir yerde, temel gıda maddelerinden son model arabaya kadar istediğimiz hemen her şeyi birkaç saniye içinde satın almamızı sağlayan bir teknolojiden bahsettiğimiz düşünülürse, sadece bir kuşak öncesinin yaşam tarzı  ile günümüz koşulları karşılaştırıldığında bile,  kültürel yapıdan geleneksel alışkanlıklara kadar pek çok konuda ne denli şaşırtıcı ve güçlü bir dönüşümün içinde olduğumuz kolaylıkla anlaşılmaktadır.

E-ticaretin satın alma ve karar verme sürecinde yarattığı kolaylıklar, sunulan ürün yelpazesinin genişliği, dünyanın herhangi bir yerindeki ürüne ulaşma imkanı, etkili fiyat/performans karşılaştırma kabiliyeti gibi avantajlara sahip olması, tüketici açısından daha da cazip hale gelmesini sağlayarak, ivmelenen bir hızla yaygınlaşmasına ve hepimiz için vazgeçilmez hale gelmesine sebep olmuştur.

Dijital teknoloji kullanımının yaygın olduğu ülkelerin başında gelen ülkemizde, özellikle devlet kurumlarında bu teknoloji etkin şekilde kullanılmaktadır. Dijital teknolojinin kamu alanındaki en yaygın kullanımını “E-devlet” sistemi oluşturmaktadır. Bu sistem sayesinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bilgileri dijital olarak depolanmakla kalmayıp, vatandaş açısından da pek çok önemli bilgiye ve resmi belgeye kolayca ulaşabilmek mümkün hale gelmiştir.

Bu denli yaygınlaşan dijital teknolojinin, yargı sistemimizde de günbegün daha geniş alanlara yayılan köklü değişim ve dönüşümlere sebep olması son derece olağandır. Bunun en bariz örneği, UYAP olarak da bilinen, Ulusal Yargı Ağı Projesidir.

2000 yılında başlatılan UYAP Ulusal Yargı Ağı Projesi, 2005 yılından itibaren tüm adli ve idari yargı birimlerinin, adli tıpların ve hatta ceza tevkif evlerinin otomasyonunu kapsayacak şekilde faaliyete geçirilmiştir. Günümüzde tüm yargı sistemimiz bu ağ üzerinde icra edilmekte olup, yapılan tüm iş ve işlemlerin kayıtları da bu ağda barındırılmaktadır. Dileyen her TC vatandaşı e-devlet sistemini ve UYAP Vatandaş Portalını kullanmak suretiyle, kendileri ile ilgili yargılama süreçlerini takip edebilmektedir.

UYAP sisteminin kullanıma açılmasından önce, dava açma yahut icra takibi başlatma süreçleri başta olmak üzere yargısal alandaki tüm işlemler için bizzat adliyeye gitmek gerekirken, bugün hemen her işlemin internet bağlantısı olan herhangi bir yerden UYAP ağına bağlanarak dijital olarak yapılması mümkün kılınmıştır. Biz hukukçular açısından bilhassa zaman ve efor bağlamında son derece meşakkatli olan birçok işlem, dijital teknoloji sayesinde trafik sıkıntısı olmaksızın, adliye koridorlarında koşturmaksızın, saniyeler içerisinde yapılabilir hale gelmiştir.

Dijital teknolojinin hayatımızı daha da kolaylaştırmak için günbegün evrilerek yayılmasını  sağlayan gelişim hızı, 2020 yılında yaşanan Covid-19 kaynaklı pandemi sürecinde yaşanan olumsuzluklar üzerine daha da ivme kazanmıştır. Bu sürecin UYAP sistemine getirdiği temel değişiklik ise, duruşmaların online yapılabilmesini sağlayan e-duruşma imkanının sunulmasıdır. E- duruşma sistemi kısa süre içerisinde çok sayıda davada kullanılmaya başlanmıştır. Global düzlemde yaşanan kökten dönüşümlere bakılacak olursa, yakın bir gelecekte, tüm duruşmaların online olarak yapılabilir hale getirilmesi hiç de şaşırtıcı olmayan bir öngörüdür.

Şu anda e-imza yöntemiyle sadece avukatların hizmetine sunulan e-duruşma imkanının, yapılacak geliştirmelerle vatandaşların da kullanımına sunulması planlanmaktadır.

Dijital teknoloji alanında yaşanan gelişmelerin bu saydıklarımızla sınırlı kalmayacağı ve “bu alanda olmaz” diyeceğimiz pek çok alanda karşımıza çıkacağı artık kaçınılmaz bir gerçektir. Özellikle “yapay zekanın” hukuk alanında uygulanması en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Karar verme sürecinde yapay zekanın yer alması ihtimali bugün için değilse bile yakın bir gelecekte mümkün olabilecektir. Yapay zekanın verdiği kararların insani değerlerle ölçülmesi ve karşılaştırılması her ne kadar bir anlamda rahatsız edici gelse de, dijital teknoloji alanında yaşanan gelişmelerle bu tartışmaların önüne geçilebileceği kanaatindeyim.

Dijital teknoloji kullanımının hukuk alanında hızla arttığı ve artmaya devam edeceği gerçeğinin yanında, dijitalleşen hukukun yaratabileceği olumsuzluklardan bahsedilmemesi, objektif değerlendirme gerekliliğine ters düşecektir.

Bu bağlamda, dijital teknolojinin kullanıldığı hemen her alanda olduğu gibi, dijitalleşen hukukun yarattığı olumsuzlukların başında da iş gücü ihtiyacının azalması gelir. Teknolojik gelişmeler dolayısıyla çok sayıda insan tarafından yapılan işlerin artık makineler tarafından yapılıyor olması, bu işler için ihtiyaç duyulan insani iş gücü ihtiyacını ortadan kaldırmıştır. Örnek vermek gerekirse, geçmişte çok sayıda avukat ve takip elemanı çalıştıran Hukuk Büroları, UYAP sistemi başta olmak üzere, dijital teknolojinin sağladığı kolaylıklar sayesinde, artık çok daha az sayıda çalışan ile hizmetlerini sürdürebilmektedir. Keza adliyelerde de aynı şekilde iş  gücü ihtiyacı yadsınamayacak derecede azalmıştır. İş gücü ihtiyacının azalması tüm sektörlerde olduğu gibi hukuk alanında çalışanların da korkulu rüyası olmaya başlamıştır.

Bir diğer ve belki de en önemli sorun ise, yargı sürecindeki çok özel kişisel bilgilerin, dijital ortamda ulaşılabilir hale gelmesidir. Dijital platformlardaki kimi kişisel bilgilerin, izinsiz ve hukuka aykırı şekilde sızdığına dair haberler maalesef ki basında sıklıkla yer bulmaktadır. Kişisel verilerin günbegün esas güç unsuruna dönüştüğü dünyamızda, gelişen teknolojinin, dijital dünyanın sınırsız hafızasının karşısında etkin koruma yolları üretmesi son derece elzem bir gerekliliktir. Umarız ki gelişen teknoloji bu bilgilerimizi saklı tutmaya yetebilsin. Aksi takdirde Dijital Hukuk’un yarattığı faydadan çok daha büyük ve tehlikeli sonuçlara yol açması hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.

REKLAM ALANI
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.